Büyük Daire | 14 Nisan 2026 | C-590/23 | ECLI:EU:C:2026:290
Resmi olmayan Türkçe çeviri. Çeviri, Adalet Divanının yayımladığı İngilizce karar metni esas alınarak hazırlanmıştır. Davanın usul dili Almancadır. Hukuki başvurularda resmi karar metni esas alınmalıdır.
Ön karar başvurusu – Telif hakkı ve bağlantılı haklar – 2001/29/AT sayılı Direktif – Bilgi toplumu – Telif hakkı ve bağlantılı hakların belirli yönlerinin uyumlaştırılması – 2. madde – Çoğaltma hakkı – 5. madde – İstisnalar ve sınırlamalar – 5. maddenin 3. fıkrasının (k) bendi – “Pastiş” kavramı – “Pastiş amacıyla” kullanım – Bir fonogramın bölümlerinin çoğaltılması (ses örnekleme) – Temel haklar – Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı – 11. madde – İfade özgürlüğü – 13. madde – Sanat özgürlüğü – 17. madde – Mülkiyet hakkı.
C-590/23 sayılı davada,
Almanya Federal Adalet Mahkemesinin (Bundesgerichtshof), Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 267. maddesi uyarınca 14 Eylül 2023 tarihli kararıyla yaptığı ve 25 Eylül 2023 tarihinde Adalet Divanına ulaşan ön karar başvurusu, aşağıdaki taraflar arasındaki davaya ilişkindir:
CG,
RL’nin hukuki halefi sıfatıyla YN,
ile
Pelham GmbH,
SD,
UP.
ADALET DİVANI (Büyük Daire),
Başkan K. Lenaerts, Başkan Yardımcısı T. von Danwitz, daire başkanları K. Jürimäe, C. Lycourgos, I. Jarukaitis, I. Ziemele (Raportör) ve F. Schalin ile hakimler S. Rodin, M. Gavalec, S. Gervasoni ve N. Fenger’den oluşmuştur.
Hukuk Sözcüsü: N. Emiliou,
Yazı İşleri Müdürü: M. Krausenböck (yönetici),
Yazılı usul ve 14 Ocak 2025 tarihli duruşma dikkate alınarak;
CG ve YN adına Avukat H. Lindhorst’un;
Pelham GmbH, SD ve UP adına Avukatlar S. Scherer, L. Schramke ve A. Walter’in;
Almanya Hükümeti adına temsilci sıfatıyla J. Möller, M. Hellmann ve J. Simon’un;
Avrupa Komisyonu adına temsilci sıfatıyla J. Samnadda ve T. Scharf’ın sunduğu görüşler değerlendirildikten ve Hukuk Sözcüsünün 17 Haziran 2025 tarihli oturumda sunduğu mütalaa dinlendikten sonra aşağıdaki kararı vermiştir.
Karar
- Bu ön karar başvurusu, Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin bilgi toplumunda telif hakkı ve bağlantılı hakların belirli yönlerinin uyumlaştırılmasına ilişkin 22 Mayıs 2001 tarihli 2001/29/AT sayılı Direktifinin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinin yorumlanmasına ilişkindir (AB Resmi Gazetesi 2001, L 167, s. 10).
- Başvuru, bir yanda CG ve RL’nin hukuki halefi YN ile diğer yanda Pelham GmbH, SD ve UP (birlikte “Pelham ve diğerleri”) arasında, SD ve UP tarafından bestelenen ve Pelham tarafından yapımcılığı üstlenilen “Nur mir” adlı şarkının kaydında, kurucuları arasında CG ile RL’nin bulunduğu Kraftwerk grubuna ait bir fonogramdan alınan yaklaşık iki saniyelik bir ritim dizisinin kullanılmasına ilişkin uyuşmazlık kapsamında yapılmıştır.
Hukuki Çerçeve (Avrupa Birliği Hukuku)
- 2001/29 sayılı Direktifin 3, 4, 9, 10, 31 ve 32 sayılı gerekçeleri şöyledir:
“(3) Önerilen uyumlaştırma, iç pazarın dört özgürlüğünün hayata geçirilmesine katkıda bulunacak olup hukukun temel ilkelerine, özellikle fikri mülkiyet dahil mülkiyet hakkına, ifade özgürlüğüne ve kamu yararına saygı gösterilmesiyle bağlantılıdır.
(4) Telif hakkı ve bağlantılı haklar konusunda uyumlaştırılmış bir hukuki çerçeve, hukuki kesinliği artırarak ve fikri mülkiyet için yüksek düzeyde koruma sağlayarak, ağ altyapısı dahil yaratıcılık ve yeniliğe önemli yatırımları teşvik edecek; böylece gerek içerik sunumu ve bilgi teknolojileri alanlarında gerekse geniş bir sanayi ve kültür yelpazesinde Avrupa sanayisinin büyümesini ve rekabet gücünün artmasını sağlayacaktır. Bu, istihdamı koruyacak ve yeni istihdam yaratılmasını teşvik edecektir.
…
(9) Telif hakkı ve bağlantılı haklara ilişkin her uyumlaştırma yüksek düzeyde korumayı temel almalıdır; çünkü bu haklar fikri yaratım açısından büyük önem taşır. Bunların korunması, eser sahipleri, icracılar, yapımcılar, tüketiciler, kültür, sanayi ve genel kamu yararına yaratıcılığın sürdürülmesine ve geliştirilmesine yardımcı olur. Bu nedenle fikri mülkiyet, mülkiyet hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiştir.
(10) Eser sahipleri veya icracı sanatçılar yaratıcı ve sanatsal çalışmalarını sürdüreceklerse eserlerinin kullanımından uygun bir karşılık almalıdır; yapımcılar da bu çalışmaları finanse edebilmek için aynı şekilde karşılık almalıdır. Fonogram, film veya multimedya ürünlerinin ve talep üzerine hizmetlerin üretimi önemli yatırımlar gerektirir. Böyle bir karşılığın sağlanabilmesi ve yatırımın tatmin edici bir getirisi olabilmesi için fikri mülkiyet haklarının yeterli hukuki korumadan yararlanması zorunludur.
…
(31) Farklı hak sahibi kategorileri arasındaki ve hak sahipleri ile korunan içerik kullanıcıları arasındaki hak ve menfaat dengesi korunmalıdır. Üye devletlerin haklara ilişkin mevcut istisna ve sınırlamaları, yeni elektronik ortam ışığında yeniden değerlendirilmelidir. Belirli fiillere ilişkin istisna ve sınırlamalar arasındaki mevcut farklılıklar, telif hakkı ve bağlantılı hakların iç pazardaki işleyişini doğrudan olumsuz etkilemektedir. Eserlerin sınır ötesi kullanımının ve sınır ötesi faaliyetlerin gelişmesiyle bu farklılıkların daha da belirginleşmesi mümkündür. İç pazarın düzgün işlemesini sağlamak için istisna ve sınırlamalar daha uyumlu biçimde tanımlanmalıdır. Uyumlaştırmanın derecesi, iç pazarın sorunsuz işleyişine etkileri esas alınarak belirlenmelidir.
(32) Bu Direktif, çoğaltma hakkı ve umuma iletim hakkına ilişkin istisna ve sınırlamaları sınırlı sayıda düzenlemektedir. Uygun durumlarda bazı istisna ve sınırlamalar yalnızca çoğaltma hakkı için geçerlidir. Bu liste, iç pazarın işleyişini sağlamayı amaçlarken üye devletlerin farklı hukuki geleneklerini de dikkate alır. Üye devletler, uygulama mevzuatı gözden geçirilirken değerlendirilecek olan bu istisna ve sınırlamaların tutarlı biçimde uygulanmasını sağlamalıdır.”
- Direktifin “Çoğaltma hakkı” başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Üye devletler, aşağıda belirtilen hak sahiplerine, eserlerinin veya korunan diğer içeriklerinin tamamının ya da bir bölümünün, herhangi bir araçla ve herhangi bir biçimde, doğrudan veya dolaylı, geçici veya kalıcı olarak çoğaltılmasına izin verme veya bunu yasaklama konusunda münhasır hak tanır:
(a) eser sahiplerine, eserleri üzerinde;
(b) icracı sanatçılara, icralarının tespitleri üzerinde;
(c) fonogram yapımcılarına, fonogramları üzerinde;
…”
- Direktifin “Eserlerin umuma iletimi hakkı ve diğer korunan içeriklerin kamunun erişimine sunulması hakkı” başlıklı 3. maddesi şöyledir:
“1. Üye devletler, eser sahiplerine, eserlerinin, kamunun kendi seçtiği yerden ve zamanda erişebilmesini sağlayacak biçimde erişime sunulması dahil, kablolu veya kablosuz araçlarla her türlü umuma iletimine izin verme veya bunu yasaklama konusunda münhasır hak tanır.
- Üye devletler, aşağıdaki hak sahiplerine, korunan içeriklerinin kamunun kendi seçtiği yerden ve zamanda erişebilmesini sağlayacak biçimde, kablolu veya kablosuz araçlarla kamunun erişimine sunulmasına izin verme veya bunu yasaklama konusunda münhasır hak tanır:
(a) icracı sanatçılara, icralarının tespitleri üzerinde;
(b) fonogram yapımcılarına, fonogramları üzerinde;
(c) filmlerin ilk tespitlerini yapan yapımcılara, filmlerinin asılları ve kopyaları üzerinde;
(d) yayın kuruluşlarına, yayınlarının kablo veya uydu dahil havadan ya da kabloyla iletilmesine bakılmaksızın yayın tespitleri üzerinde.
- Bu maddenin 1. ve 2. fıkralarında belirtilen haklar, burada düzenlenen herhangi bir umuma iletim veya kamunun erişimine sunma fiiliyle tükenmez.”
- Direktifin “İstisnalar ve sınırlamalar” başlıklı 5. maddesinde şu hükümler bulunmaktadır:
“…
- Üye devletler, aşağıdaki durumlarda 2. ve 3. maddelerde öngörülen haklara istisna veya sınırlama getirebilir:
…
(k) karikatür, parodi veya pastiş amacıyla kullanım;
…
- 1, 2, 3 ve 4. fıkralarda öngörülen istisna ve sınırlamalar, yalnızca eserin veya korunan diğer içeriğin normal kullanımına aykırılık oluşturmayan ve hak sahibinin meşru menfaatlerine makul olmayan bir zarar vermeyen belirli özel durumlarda uygulanır.”
Alman Hukuku
- Telif Hakkı ve Bağlantılı Haklar Hakkında Kanunun (Urheberrechtsgesetz, UrhG) 9 Eylül 1965 tarihli (BGBl. 1965 I, s. 1273) ve esas uyuşmazlığa uygulanabilir biçimindeki 51a maddesi, 7 Haziran 2021 tarihinde yürürlüğe girmiş olup şöyledir:
“Yayımlanmış bir eserin karikatür, parodi veya pastiş amacıyla çoğaltılmasına, dağıtılmasına ve umuma iletilmesine izin verilir. İlk cümlede sözü edilen izin, kullanılan eserin resim veya başka türden bir çoğaltımının, bu resim ya da çoğaltımın kendisinin de telif hakkı veya bağlantılı hakla korunması halinde dahi, kullanılmasını kapsar.”
- UrhG’nin 83. maddesi ile 85. maddesinin 4. fıkrasına göre, 51a maddesinin de yer aldığı Kanunun birinci kısmının altıncı bölümü, gerekli uyarlamalar yapılarak icracı sanatçıların ve fonogram yapımcılarının haklarına da uygulanır.
Esas Uyuşmazlık ve Ön Karar İçin Yöneltilen Sorular
- SD ve UP, 1997 yılında Pelham tarafından yapımcılığı yapılan fonogramlarda yayımlanan “Nur mir” adlı şarkıyı bestelemiştir.
- CG ve 2020 yılında hayatını kaybeden RL, 1977’de “Metall auf Metall” adlı şarkıyı içeren bir fonogram yayımlayan Kraftwerk grubunu kurmuştur.
- CG ile RL’nin hukuki halefi YN, Pelham ve diğerlerinin “Metall auf Metall” adlı eserden yaklaşık iki saniyelik bir ritim dizisini elektronik yöntemle kopyaladıklarını (ses örneklemesi yaptıklarını) ve bu örneği “Nur mir” adlı şarkıda sürekli yinelenen bir döngü halinde kullandıklarını ileri sürmektedir. Davacılara göre söz konusu dizinin ayrıca kaydedilmesi de mümkündü.
- CG ve YN’nin öncelikli iddiası, Pelham ve diğerlerinin fonogram yapımcısı sıfatıyla sahip oldukları bağlantılı hakkı ihlal ettiğidir. Alternatif olarak icracı sanatçı sıfatıyla sahip oldukları bağlantılı hakkın; daha sonraki alternatif iddia olarak da CG’nin müzik eseri üzerindeki telif hakkının ihlal edildiğini savunmaktadırlar. Son olarak, bu iddiaların kabul edilmemesi halinde, başkalarının emeğinden haksız yararlanmayı yasaklayan rekabet kurallarının ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
- CG ve RL, Hamburg Bölge Mahkemesinde (Landgericht Hamburg), ihlalin yasaklanması, tazminat, bilgi verilmesi ve fonogramların imha edilmek üzere teslimi talepleriyle dava açmıştır.
- Hamburg Bölge Mahkemesi 8 Ekim 2004 tarihli kararıyla davayı kabul etmiş; Pelham ve diğerlerinin bu karara karşı Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesinde (Oberlandesgericht Hamburg) yaptığı istinaf başvurusu 7 Haziran 2006 tarihli kararla reddedilmiştir. Pelham ve diğerlerinin Federal Adalet Mahkemesine yaptığı hukuki denetim başvurusu (Revision) sonucunda Federal Adalet Mahkemesi, 20 Kasım 2008 tarihli kararıyla Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesinin kararını kaldırmış ve yeniden inceleme için dosyayı bu mahkemeye göndermiştir. Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi, 17 Ağustos 2011 tarihli kararıyla, Pelham ve diğerlerinin 8 Ekim 2004 tarihli karara karşı başvurusunu yeniden reddetmiştir. Federal Adalet Mahkemesi de 13 Aralık 2012 tarihli kararıyla, 17 Ağustos 2011 tarihli karara karşı yapılan yeni hukuki denetim başvurusunu reddetmiştir.
- Federal Anayasa Mahkemesi (Bundesverfassungsgericht), Federal Adalet Mahkemesinin 13 Aralık 2012 ve 20 Kasım 2008 tarihli kararlarını ve Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesinin 17 Ağustos 2011 tarihli ikinci kararını kaldırarak dosyayı Federal Adalet Mahkemesine geri göndermiştir.
- Üçüncü hukuki denetim yargılaması sırasında Federal Adalet Mahkemesi, Adalet Divanından, diğer hususların yanı sıra, 2001/29 sayılı Direktifin 2. maddesinin (c) bendi ve 5. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendi ile fikri mülkiyet alanında kiralama ve ödünç verme hakkı ve telif hakkıyla bağlantılı belirli haklara ilişkin 12 Aralık 2006 tarihli 2006/115/AT sayılı Direktifin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin yorumlanmasına ilişkin ön karar istemiştir (AB Resmi Gazetesi 2006, L 376, s. 28).
- Adalet Divanı, 29 Temmuz 2019 tarihli Pelham ve Diğerleri (C-476/17, EU:C:2019:624) kararında, diğer hususların yanı sıra, 2001/29 sayılı Direktifin 2. maddesinin (c) bendinin, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı ışığında, fonogram yapımcısına tanınan münhasır çoğaltmaya izin verme veya çoğaltmayı yasaklama hakkının, üçüncü bir kişinin söz konusu fonogramdan çok kısa bile olsa bir ses örneği alıp başka bir fonograma eklemesini engellemesine olanak verdiği; ancak örneğin diğer fonograma kulakla tanınamayacak biçimde değiştirilerek dahil edilmesi halinde bunun geçerli olmadığı yönünde yorumlanması gerektiğine karar vermiştir. Divan ayrıca, 2006/115 sayılı Direktifin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, başka bir fonogramdan aktarılan ses örneklerini içeren fonogramın, ilk fonogramın tamamını ya da esaslı bir bölümünü çoğaltmadığı için, bu hüküm anlamında o fonogramın “kopyası” sayılmayacağına karar vermiştir.
- Federal Adalet Mahkemesi, 30 Nisan 2020 tarihli kararıyla Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesinin 7 Haziran 2006 tarihli kararını kaldırarak dosyayı yeniden bu mahkemeye göndermiştir. Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi, 28 Nisan 2022 tarihli kararıyla Hamburg Bölge Mahkemesinin 8 Ekim 2004 tarihli kararını değiştirmiş ve değerlendirmesinde üç ayrı dönem arasında ayrım yapmıştır.
- Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi, birinci dönem, yani 2001/29 sayılı Direktifin iç hukuka aktarılması için belirlenen ve 22 Aralık 2002’de sona eren süreden önceki dönem bakımından, UrhG’nin o dönemde yürürlükte olan hükümlerine göre telif hakkı veya bağlantılı hak ihlali bulunmadığına karar vermiştir.
- İkinci dönem, yani 2001/29 sayılı Direktifin iç hukuka aktarılması için verilen sürenin bitiminden UrhG’nin telif hakkı sınırlamalarını düzenleyen 51a maddesinin 7 Haziran 2021’de yürürlüğe girmesine kadarki dönem bakımından Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi, ilk olarak, Pelham ve diğerlerinin bu dönemde “Nur mir” kayıtlarını içeren ve üretilen veya piyasaya sürülen fonogramların sayısına ilişkin bilgi vermelerine ve bu fonogram nüshalarını imha edilmek üzere teslim etmelerine hükmetmiş; ikinci olarak da tazminat ödemeleri gerektiğini tespit etmiştir. Mahkemeye göre, Pelham ve diğerleri 2004 yılında bu şarkıyı içeren iki fonogramı yeniden yayımlamakla CG ve RL’nin fonogram yapımcıları olarak sahip oldukları çoğaltma hakkını ihlal etmiştir. Çünkü “Metall auf Metall” adlı eserden alınan dizi, “Nur mir” şarkısında açıkça işitilebilmekte ve ilk şarkıyı bilen dinleyiciler tarafından tanınabilmektedir. Ayrıca 2004’te bu iki fonogramı üretip piyasaya sürmekle CG’nin çoğaltılan ritim dizisi üzerindeki telif hakkını ihlal etmişlerdir; zira söz konusu dizi, telif hakkıyla korunan bir eser sayılmak için aranan koşulları karşılamaktadır.
- UrhG’nin 51a maddesinin 7 Haziran 2021’de yürürlüğe girmesinden sonraki dönem bakımından ise Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi, herhangi bir telif hakkı veya bağlantılı hak ihlali bulunmadığına karar vermiştir. Mahkemeye göre “Metall auf Metall” adlı eserdeki ritim dizisinin ses örnekleme yoluyla çoğaltılması, bu madde kapsamında izin verilen “pastiş” amacıyla kullanım niteliğindedir.
- CG ve YN, 28 Nisan 2022 tarihli kararın 7 Haziran 2021 sonrasına ilişkin taleplerini reddeden bölümüne karşı ön karar başvurusunu yapan Federal Adalet Mahkemesine hukuki denetim başvurusunda bulunmuştur.
- Ön karar başvurusunu yapan mahkemeye göre Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi, Pelham ve diğerlerinin söz konusu ritim dizisini hafifçe değiştirilmiş olmakla birlikte kulakla tanınabilir biçimde çoğalttığı gerekçesiyle, esas davadaki temyiz başvurucularının fonogram yapımcısı ve icracı sanatçı olarak haklarının ihlal edildiğini tespit etmekte haklıdır.
- Başvuran mahkeme, Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesinin söz konusu ritim dizisinin telif hakkı korumasına elverişli bir müzik eseri olduğunu kabul etmekle de hukuki bir hata yapmadığı görüşündedir.
- Bununla birlikte başvuran mahkeme, UrhG’nin 51a maddesinin ilk cümlesine göre yayımlanmış bir eserin karikatür, parodi veya pastiş amacıyla çoğaltılmasına, dağıtılmasına ve umuma iletilmesine izin verildiğini belirtmektedir. Mahkeme, UrhG’nin 83. maddesi ve 85. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu hükmün icracı sanatçıların ve fonogram yapımcılarının bağlantılı haklarına da uygulanacağını eklemektedir.
- Başvuran mahkeme, “Nur mir” adlı şarkının mizah veya alay ifadesi olduğunu gösteren hiçbir belirti bulunmadığından, uyuşmazlık konusu ritim dizisinin çoğaltılmasının “karikatür” veya “parodi” olarak nitelendirilemeyeceği kanaatindedir. Bu nedenle, söz konusu çoğaltmanın 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi anlamında “pastiş” amacıyla yapılmış sayılıp sayılamayacağını belirlemek istemektedir; çünkü UrhG’nin 51a maddesi bu Birlik hükmünü Alman hukukuna aktarmayı amaçladığından söz konusu hükme uygun yorumlanmalıdır.
- Federal Adalet Mahkemesi bu amaçla ilk olarak, 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendindeki pastiş amacıyla eserin veya korunan diğer içeriğin kullanılmasına ilişkin sınırlamanın, örnekleme dahil, mevcut bir eser veya başka bir referans içerikle her türlü sanatsal ilişkiyi her durumda kapsayan genel ve tamamlayıcı bir istisna (Auffangtatbestand) olup olmadığını; yoksa “pastiş” kavramının mizah, üslup taklidi veya saygı duruşu gibi daraltıcı koşullara tabi bulunup bulunmadığını sormaktadır.
- Başvuran mahkemeye göre bu soru, Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesinin “Nur mir” adlı şarkının “Metall auf Metall” şarkısından alınan ritim dizisini çağrıştırdığı, buna karşın ondan belirgin şekilde farklılaştığı; ancak o ritim dizisinin üslup bakımından taklidi veya mizah ya da alay ifadesi olmadığı yönündeki tespitleri dikkate alındığında esas davanın sonucu bakımından belirleyicidir. Aynı mahkeme, söz konusu ritim dizisinin tempo düşürülmesine ve ölçüsel yapısının değiştirilmesine rağmen özgün esere bir gönderme olarak tanınabildiği, farklı bir müzik türündeki şarkıda yeniden üretildiği için “Nur mir” adlı şarkının o diziyle sanatsal bir ilişki kurduğunu da tespit etmiştir.
- Federal Adalet Mahkemesi bu bağlamda, pastiş, karikatür ve parodi istisnalarının aynı hükümde düzenlenmesinden, bu üç istisnanın bazı temel ortak özellikler taşıdığı, özellikle mevcut bir eseri çağrıştırmakla birlikte ondan belirgin biçimde farklı olma özelliğinde birleştikleri sonucunun çıkabileceğini belirtmektedir. Buna karşılık, “pastiş” kavramının, karikatür ve parodiler için aranan mizah veya alay ifadesi olma koşulu ya da söz konusu eserin üslubunu taklit etme veya esere saygı duruşunda bulunma gibi başka temel koşullara da sahip olup olmaması gerektiği kesin değildir. 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinin amacı, eser sahiplerinin hak ve menfaatleri ile korunan içerik kullanıcılarının, özellikle Temel Haklar Şartı’nın 11. ve 13. maddelerindeki ifade ve sanat özgürlükleri arasında adil denge kurulmasını sağlamak olduğundan, pastiş istisnasının genel ve tamamlayıcı nitelikte bulunduğu ve örnekleme dahil mevcut bir referans eserle her türlü sanatsal ilişkiyi kapsadığı yönünde yorumlanması da mümkün olabilir.
- Federal Adalet Mahkemesi ikinci olarak, korunan bir eserin veya diğer içeriğin pastiş “amacıyla” kullanıldığının kabulü için, kullanıcıda bu içerikten pastiş amacıyla yararlanma niyeti bulunmasının zorunlu olup olmadığını sormaktadır. Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi böyle bir niyetin gerekli olmadığına karar verdiğinden, bu konuda ayrıca tespit yapılmasına gerek görmemiştir.
- Federal Adalet Mahkemesi bu koşullarda yargılamayı durdurmuş ve aşağıdaki soruları ön karar için Adalet Divanına yöneltmiştir:
“(1) 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi anlamında pastiş amacıyla kullanımın sınırlandırılmasına ilişkin hüküm, örnekleme dahil olmak üzere mevcut bir eser veya başka bir referans içerikle sanatsal ilişki kurulmasını en azından kapsayan genel ve tamamlayıcı bir hüküm (Auffangtatbestand) müdür? Pastiş kavramı mizah, üslup taklidi veya saygı duruşu gibi sınırlayıcı ölçütlere tabi midir?
(2) 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi anlamında pastiş ‘amacıyla’ kullanım, kullanıcının telif hakkıyla korunan içeriği pastiş amacıyla kullanma niyetinin tespitini mi gerektirir; yoksa pastiş niteliğinin, korunan içeriğe aşina ve pastişi algılamak için gerekli kavrayışa sahip bir kişi tarafından tanınabilir olması yeterli midir?”
Yöneltilen Soruların İncelenmesi
(Birinci soru)
- Başvuran mahkeme birinci sorusuyla esas olarak, 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinin, bu hükümdeki “pastiş” istisnasının, mevcut bir eserle ses örnekleme biçiminde kurulan ilişkiler dahil her türlü sanatsal ilişkiyi, bu ilişkinin mizah ifadesi, üslup taklidi veya saygı duruşu olması gerekmeksizin en azından kapsayan genel ve tamamlayıcı bir nitelik (Auffangtatbestand) taşıdığı şeklinde yorumlanıp yorumlanamayacağını sormaktadır.
- 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendine göre, üye devletler, karikatür, parodi veya pastiş amacıyla kullanım söz konusu olduğunda, Direktifin 2. ve 3. maddelerinde düzenlenen münhasır çoğaltma ve umuma iletim haklarına istisna veya sınırlama getirebilir.
- “Pastiş” kavramı 2001/29 sayılı Direktifte tanımlanmadığı ve Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinde bu kavramın anlamı bakımından ulusal hukuka atıf yapılmadığı için, yerleşik içtihat gereğince söz konusu kavramın Birlik hukukunun özerk bir kavramı olduğu kabul edilmelidir. Bu kavram Birlik genelinde yeknesak biçimde yorumlanmalı; yorumunda sözcüğün gündelik dildeki olağan anlamı, yer aldığı bağlam ve ilgili hükmün amaçları dikkate alınmalıdır (bu yönde bkz. 3 Eylül 2014 tarihli Deckmyn ve Vrijheidsfonds, C-201/13, EU:C:2014:2132, 14, 15 ve 19. paragraflar ile 29 Temmuz 2019 tarihli Spiegel Online, C-516/17, EU:C:2019:625, 62 ve 65. paragraflar).
- İlk olarak “pastiş” sözcüğünün olağan anlamı bakımından, Hukuk Sözcüsünün mütalaasının 49-57. paragraflarında belirttiği gibi, bu sözcüğün gündelik dilde nadiren kullanıldığı ve genellikle başka bir eserin, sanatçının veya aynı sanat akımına ait eserlerin üslubunu taklit eden bir yaratımı ifade ettiği, bununla birlikte farklı anlamlar da taşıdığı belirtilmelidir.
- Bazı anlamlara göre, aldatma niyetiyle yapılan gizli bir taklit bile “pastiş” olarak nitelenebilirken, başka anlamlarda, daha önceki bir veya birden çok eserin karakteristik unsurlarının, bu eserleri taklit eden yeni bir yaratımda açıkça ve tanınabilir biçimde kullanılmasının ve böylece eserlerle sanatsal veya yaratıcı bir diyalog geliştirilmesinin zorunlu olduğu kabul edilmektedir.
- Ayrıca bazı anlamlar pastişi mizahi veya hicivsel taklitlerle, bazıları üslup taklitleriyle sınırlandırırken, birçok anlam bu kavramın kapsadığı kullanımın farklı biçimlerde gerçekleşebileceğini ve esere saygı duruşunda bulunmak, mizah veya eleştiri ifade etmek ya da yalnızca üslup denemesi yapmak gibi farklı amaçlara dayanabileceğini kabul etmektedir.
- Dolayısıyla “pastiş” sözcüğünün olağan anlamında belirsizlik bulunduğundan, yorumun bu sözcüğün yer aldığı bağlam ve 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendiyle izlenen amaçlar temelinde yapılması gerekir.
- İkinci olarak “pastiş” kavramının bağlamı bakımından, 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinin, Direktifin 2. ve 3. maddelerinde öngörülen münhasır çoğaltma ve umuma iletim haklarının istisnaları arasında “pastiş”in yanı sıra “karikatür” ve “parodi”ye de yer verdiği belirtilmelidir.
- Bu üç kavramın aynı hükümde düzenlenmiş olması, Birlik yasa koyucusunun bunların, özellikle mevcut bir eseri çağrıştırırken ondan belirgin biçimde farklılaşma olmak üzere, bazı temel ortak özelliklere sahip olduğunu düşündüğünü gösterir (bu yönde bkz. 3 Eylül 2014 tarihli Deckmyn ve Vrijheidsfonds, C-201/13, EU:C:2014:2132, 20. paragraf).
- Bununla birlikte Hukuk Sözcüsünün mütalaasının 62 ve 69. paragraflarında özünde belirttiği üzere, Birlik yasa koyucusu 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinde üç ayrı kavramı eşit düzeyde sayarak, kısmen örtüşebilseler de her bir istisnanın etkili olmasını sağlayacak biçimde yorumlanması gereken üç kullanım kategorisine izin vermeyi amaçlamıştır. Bu nedenle Divan, bu kavramlardan bir veya birkaçını hukuken işlevsiz bırakacak yorumlardan kaçınmalıdır.
- Bundan şu sonuç çıkar: Pastiş de parodi ve karikatür gibi mizah veya alay ifadesi olabilir (bu yönde bkz. 3 Eylül 2014 tarihli Deckmyn ve Vrijheidsfonds, C-201/13, EU:C:2014:2132, 20. paragraf). Ancak bunun mutlaka böyle olması aranamaz. Çünkü böyle bir yorum pastiş istisnasının kapsamını parodi veya karikatür istisnasıyla aynı hale getirir ve bu istisnanın etkili olmasını engeller.
- Öte yandan “pastiş” kavramı, mevcut bir eseri çağrıştıran ve ondan belirgin biçimde farklılaşan her yaratımı kapsayacak şekilde de yorumlanamaz. Zira 40. paragraftan anlaşıldığı üzere, böyle bir yorum 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinde sayılan diğer iki istisnayı işlevsiz bırakır.
- Ayrıca Hukuk Sözcüsünün mütalaasının 69 ve 71. paragraflarında özünde belirttiği ve 40. paragraftan anlaşıldığı gibi, gerek 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinin gerekse daha genel olarak 5. maddesinin yer aldığı bağlamda, Birlik yasa koyucusunun pastiş istisnasını telif hakkıyla korunan malzemenin her türlü yaratıcı kullanımını kapsayan genel ve tamamlayıcı bir istisna olarak tasarladığına işaret eden hiçbir unsur bulunmamaktadır.
- Üçüncü olarak 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendiyle izlenen amaç bakımından, Direktifin 3 ve 31 sayılı gerekçelerinden, anılan hükmün özellikle elektronik ortamda, bir yandan telif hakkı ve bağlantılı hak sahiplerinin fikri mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin menfaatleri ile diğer yandan korunan içerik kullanıcılarının menfaat ve temel haklarının, daha özel olarak Temel Haklar Şartı’nın 11 ve 13. maddeleriyle güvence altına alınan ifade ve sanat özgürlüklerinin ve kamu yararının korunması arasında adil dengeyi sağlamayı amaçladığı anlaşılmaktadır (bu yönde bkz. 3 Eylül 2014 tarihli Deckmyn ve Vrijheidsfonds, C-201/13, EU:C:2014:2132, 25 ve 26. paragraflar ile 29 Temmuz 2019 tarihli Pelham ve Diğerleri, C-476/17, EU:C:2019:624, 32. paragraf).
- 2001/29 sayılı Direktifin 4, 9 ve 10 sayılı gerekçelerinden anlaşıldığı üzere, Direktifin 2. ve 3. maddelerinde münhasır çoğaltma ve umuma iletim hakları tanınarak telif hakkı ve bağlantılı haklar için yüksek düzeyde koruma sağlanmasının amaçlandığı doğrudur. Bununla birlikte Temel Haklar Şartı’nın 17. maddesinin 2. fıkrasında güvence altına alınan fikri mülkiyet hakkı mutlak değildir. Bu hak ile, diğer temel haklar arasında, Şart’ın 13. maddesindeki sanat özgürlüğü arasında denge kurulmalıdır; sanat özgürlüğü, Şart’ın 11. maddesinde ayrıca korunan ifade özgürlüğünün kapsamına da girer (bu yönde bkz. 29 Temmuz 2019 tarihli Pelham ve Diğerleri, C-476/17, EU:C:2019:624, 33 ve 34. paragraflar ve atıfta bulunulan içtihat).
- Dolayısıyla belirli bir olayda 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendindeki istisnaların yorumlanması ve uygulanması, bir yanda Direktifin 2. ve 3. maddelerinde belirtilen kişilerin menfaat ve hakları, diğer yanda ise telif hakkıyla korunan eserlerin kullanıcılarının ifade ve sanat özgürlükleri ile kamu yararı arasında adil bir denge kurmalıdır (bu yönde bkz. 3 Eylül 2014 tarihli Deckmyn ve Vrijheidsfonds, C-201/13, EU:C:2014:2132, 27. paragraf).
- Özellikle 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendinin amacı ve bu hükümdeki istisnaların, temel özgürlüklere uyulmasını sağlamak için korunan içerik kullanıcılarına da haklar tanıdığı dikkate alındığında, “pastiş” kavramı dar yorumlanmamalı; söz konusu amaç ve özgürlüklerle bütünüyle uyumlu biçimde yorumlanmalıdır (bu yönde bkz. 29 Temmuz 2019 tarihli Funke Medien NRW, C-469/17, EU:C:2019:623, 69-71. paragraflar ve 29 Temmuz 2019 tarihli Spiegel Online, C-516/17, EU:C:2019:625, 53-55. paragraflar).
- Bu koşullarda “pastiş” kavramının korunan içeriğin gizli taklitlerini veya intihali kapsayamayacağı belirtilmelidir. Telif hakkıyla korunan içeriğin bu tür kullanımlarının bazı koşullarda ifade veya sanat özgürlüğü kapsamına girebileceği varsayılsa bile, bunlara hak sahiplerinin önceden izni olmadan 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi uyarınca izin verildiği yönündeki yorum, Birlik yasa koyucusunun hak sahiplerinin fikri mülkiyet haklarının korunması ile kullanıcıların temel haklarının ve kamu yararının korunması arasında kurmayı amaçladığı adil dengeyi sağlayamaz. Bu nedenle pastiş kavramı, korunan içeriğin açık ve böyle olduğu tanınabilir kullanım biçimlerini gerektirir.
- Korunan içeriğin açık kullanım biçimlerinden hangilerinin özellikle “pastiş” kavramına girdiği bakımından, 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendiyle izlenen ifade ve sanat özgürlüklerine saygıyı güvence altına alma amacı ile yukarıdaki 35-43. paragraflardaki değerlendirmeler dikkate alındığında, bu kavramın, bir veya birden fazla mevcut eseri çağrıştırırken onlardan belirgin biçimde farklılaşan ve bu eserlerle tanınabilir nitelikte sanatsal veya yaratıcı bir diyalog kurmayı amaçlayan yaratımları kapsadığı belirtilmelidir.
- Bu bağlamda ilk olarak, böyle bir diyaloğun kurulabilmesi için yeni yaratımda kullanılan unsurların, alındıkları eser veya eserlerin karakteristik unsurları olması gerektiği belirtilmelidir.
- İkinci olarak Hukuk Sözcüsünün mütalaasının 65 ve 66. paragraflarında özünde belirttiği gibi, bir eserin tek başına veya birlikte telif hakkıyla korunan unsurlarının kullanılması hak sahibinin iznini gerektirebileceğinden, pastiş istisnasının etkili olabilmesi için söz konusu korunan unsurların belirli ölçüde kullanımına izin vermesi zorunludur.
- Son olarak, kullanılan unsurların alındığı eser veya eserlerle kurulan sanatsal veya yaratıcı diyalog farklı biçimler alabilir; özellikle bu eserlerin üslup taklidi, onlara saygı duruşu ya da onlarla mizahi veya eleştirel bir ilişki kurma biçiminde gerçekleşebilir.
- Somut olayda başvuran mahkeme, özellikle bir şarkının ritim dizisinin ses örnekleme yoluyla çoğaltılmasının, 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendindeki pastiş istisnasına girip girmeyeceğini belirlemek istemektedir.
- Bu bağlamda ilk olarak, kullanıcının genellikle elektronik araçlarla bir fonogramdan ses örneği alıp bunu yeni bir eser yaratmak amacıyla kullanmasından oluşan örnekleme tekniğinin, Temel Haklar Şartı’nın 13. maddesiyle korunan sanat özgürlüğü kapsamındaki bir sanatsal ifade biçimi olduğu hatırlatılmalıdır (bu yönde bkz. 29 Temmuz 2019 tarihli Pelham ve Diğerleri, C-476/17, EU:C:2019:624, 35. paragraf).
- İkinci olarak, fonogram yapımcısının 2001/29 sayılı Direktifin 2. maddesinin (c) bendi uyarınca fonogramının çoğaltılmasına izin verme veya bunu yasaklama konusundaki münhasır hakkı, kural olarak, bir üçüncü kişinin fonogramdan aldığı ses örneğini kulakla tanınabilir bir biçimde başka bir fonograma eklemesini engellemesine imkan verir. Bu durum, Direktifin 10 sayılı gerekçesinde açıklanan, fonogram yapımcısının münhasır hakkının yapımcının yatırımını koruma yönündeki özel amacıyla uyumludur. Birlik yasa koyucusu bu gerekçede, fonogram üretiminin önemli yatırımlar gerektirdiğini ve yapımcıların yatırımlarından tatmin edici bir getiri elde etme olanağının güvence altına alınması gerektiğini belirtmiştir (bu yönde bkz. 29 Temmuz 2019 tarihli Pelham ve Diğerleri, C-476/17, EU:C:2019:624, 29-31. paragraflar).
- Dolayısıyla sanat özgürlüğü ile telif hakkı ve bağlantılı hakların korunması arasında gözetilmesi gereken adil denge, bir şarkının ritim dizisinin örnekleme yoluyla çoğaltılmasının, alınan örneğin yukarıdaki 49-53. paragraflarda belirtilen koşulları karşılayan bir eser yaratmak amacıyla kullanılması şartıyla, pastiş istisnası kapsamında kabul edilmesiyle sağlanır.
- Yukarıdaki bütün değerlendirmeler ışığında birinci soruya şu yanıt verilmelidir: 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi, bu hükümdeki “pastiş” istisnasının genel ve tamamlayıcı bir niteliğe (Auffangtatbestand) sahip olmadığı; bununla birlikte bir veya daha fazla mevcut eseri çağrıştıran, onlardan belirgin biçimde farklılaşan ve bu eserlerin telif hakkıyla korunan bazı karakteristik unsurlarını, ses örnekleme dahil çeşitli yollarla, söz konusu eserlerle tanınabilir sanatsal veya yaratıcı bir diyalog kurmak için kullanan yaratımları kapsadığı şeklinde yorumlanmalıdır. Böyle bir diyalog, özellikle eserlerin açık üslup taklidi, eserlere saygı duruşu ya da onlarla mizahi veya eleştirel bir ilişki biçiminde olmak üzere farklı şekillerde gerçekleşebilir.
(İkinci soru)
- Başvuran mahkeme ikinci sorusuyla esas olarak, 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi anlamında “pastiş amacıyla” kullanımın kabulü için, bu hükme dayanmak isteyen kullanıcının mevcut bir eseri bu amaçla kullanma niyetinin tespit edilmesinin gerekli olup olmadığını; yoksa esere aşina ve gerekli kavrayışa sahip bir kişinin pastiş niteliğini tanımasının yeterli olup olmadığını sormaktadır.
- Birinci soruya verilen yanıttan anlaşıldığı üzere, pastiş olarak nitelendirme, diğer unsurların yanında, farklı biçimlerde gerçekleşebilecek yeni yaratımda mevcut eserin korunan karakteristik unsurlarının, o eserle tanınabilir bir sanatsal veya yaratıcı diyalog kurmak amacıyla kullanılmasını gerektirir.
- Bununla birlikte Hukuk Sözcüsünün mütalaasının 82. paragrafında özünde ifade ettiği gibi, hukuki kesinliğin sağlanabilmesi için bu durumun varlığı nesnel olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla pastiş niteliğinin, unsurların alındığı mevcut eseri bilen kişiler tarafından tanınabilir olması gerekir.
- Buradan ikinci soruya şu yanıt çıkar: 2001/29 sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi, bu hüküm anlamında kullanımın “pastiş amacıyla” sayılabilmesi için, pastiş niteliğinin unsurların alındığı mevcut esere aşina olan bir kişi tarafından tanınabilir olmasının yeterli olduğu şeklinde yorumlanmalıdır.
Yargılama Gi̇derleri̇
- Bu ön karar yargılaması, esas davanın tarafları bakımından başvuran mahkeme önünde devam eden yargılamanın bir aşaması olduğundan, yargılama giderlerine bu mahkeme karar verecektir. Esas davanın tarafları dışındaki kişilerin Adalet Divanına görüş sunmak için yaptığı giderler karşılanmaz.
Hüküm
Bu gerekçelerle Adalet Divanı (Büyük Daire) aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
1) Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin bilgi toplumunda telif hakkı ve bağlantılı hakların belirli yönlerinin uyumlaştırılmasına ilişkin 22 Mayıs 2001 tarihli 2001/29/AT sayılı Direktifinin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi, bu hükümdeki “pastiş” istisnasının genel ve tamamlayıcı bir nitelik (Auffangtatbestand) taşımadığı; ancak bir veya daha fazla mevcut eseri çağrıştıran, bu eserlerden belirgin biçimde farklılaşan ve eserlerin telif hakkıyla korunan bazı karakteristik unsurlarını, ses örnekleme dahil yollarla, eserlerle tanınabilir nitelikte sanatsal veya yaratıcı bir diyalog kurmak için kullanan yaratımları kapsadığı şeklinde yorumlanmalıdır. Bu diyalog özellikle eserlerin açık üslup taklidi, eserlere saygı duruşu ya da onlarla mizahi veya eleştirel ilişki kurma biçimlerini alabilir.
2) 2001/29/AT sayılı Direktifin 5. maddesinin 3. fıkrasının (k) bendi, bu hüküm anlamında bir kullanımın “pastiş amacıyla” sayılabilmesi için, alınan unsurların kaynaklandığı mevcut esere aşina olan bir kişi bakımından pastiş niteliğinin tanınabilir olmasının yeterli olduğu şeklinde yorumlanmalıdır.
İmzalar.
* Davanın dili Almancadır.
