BMG Rights Management, Universal Music Group’a bağlı Capitol CMG, Sony’ye bağlı Essential Music Publishing ve Warner Music Group’a bağlı Warner-Tamerlane Publishing tarafından 11 Haziran 2026’da sunulan başvuru, Vetter v. Resnik davasında Ocak 2026’da verilen kararı hedef alıyor.
Başvuru 16 Haziran’da Yüksek Mahkeme kayıtlarına 25-1391 numarasıyla girdi. Eser sahibi Cyril Vetter ile Vetter Communications Corporation’ın başvuruya yanıt verme süresi 16 Temmuz 2026 olarak belirlendi. Yüksek Mahkeme henüz davayı incelemeyi kabul etmiş değil.
Dava 1962’de Yazılan Bir Şarkıyla Başladı
Uyuşmazlığın merkezinde Cyril Vetter ile Don Smith’in 1962’de yazdığı “Double Shot (Of My Baby’s Love)” adlı şarkı bulunuyor. Vetter ve Smith, 1963’te eserdeki haklarının tamamını, telif korumasının bütün süresini ve tüm dünya bölgelerini kapsayacak şekilde Windsong Music Publishers’a devretti. Sözleşmede belirtilen devir bedeli bir dolardı. Eserin ABD telif kaydı ise 1966’da gerçekleştirildi.
Şarkı özellikle The Swingin’ Medallions’ın kaydıyla tanındı. Ancak dava ses kaydının sahipliğiyle değil, şarkının söz ve bestesinden doğan müzik yayın haklarıyla ilgili.
Vetter, Mart 2019’da ABD Telif Hakkı Yasası’nın 304(c) maddesine dayanarak 1963 tarihli hak devrini sona erdireceğini bildirdi. Fesih işleminin 3 Mayıs 2022’de yürürlüğe girmesi öngörüldü. Vetter, yalnızca ABD’deki hakların değil, ilk sözleşmeyle devredilen bütün dünya haklarının kendisine dönmesi gerektiğini savundu.
Resnik Music Group ise ABD hukukuna dayalı fesih hakkının yalnızca ABD’deki telif haklarını etkileyebileceğini, diğer ülkelerdeki hakların edisyon şirketinde kalması gerektiğini ileri sürdü.
Alt Mahkeme Dünya Haklarının Vetter’a Döndüğüne Karar Verdi
Louisiana Orta Bölgesi Federal Mahkemesi, Ocak 2025’te Vetter lehine karar verdi. Mahkeme, Vetter’ın fesih yoluyla geri aldığı pay bakımından eserin dünya çapındaki tek hak sahibi olduğuna hükmetti. Don Smith’in payıyla bağlantılı yenileme dönemi haklarının da Vetter Communications Corporation’a dünya çapında geçtiği sonucuna ulaştı.
Resnik Music Group kararı Beşinci Bölge Federal Temyiz Mahkemesi’ne taşıdı. Üç hâkimli temyiz heyeti, 12 Ocak 2026’da alt mahkeme kararını onadı.
Karar, ABD Telif Hakkı Yasası’nın 304(c) maddesine göre yapılan feshin, yalnızca ABD’de kullanılan hakları değil, ABD’de imzalanmış sözleşmeyle devredilen dünya çapındaki hakları da geri döndürebileceğini kabul etti. Mahkeme ayrıca 1909 Telif Hakkı Yasası’ndaki yenileme hükümlerinin de belirli koşullarda dünya haklarını eser sahibine veya mirasçılarına geçirebileceğine hükmetti.
Tartışmanın Merkezinde “Yabancı Hukuktan Doğan Haklar” Bulunuyor
ABD Telif Hakkı Yasası’nın 304(c)(6)(E) maddesi, bir devrin sona erdirilmesinin yalnızca ABD Telif Hakkı Yasası kapsamında doğan hakları etkilediğini; başka federal yasalar, eyalet yasaları veya yabancı hukuk sistemlerinden doğan hakları etkilemediğini belirtiyor.
Edisyon şirketleri bu hükmü, her ülkedeki telif hakkının o ülkenin hukukundan doğduğu ve bu nedenle ABD’deki fesih işleminin yabancı ülkelerdeki hakları ortadan kaldıramayacağı şeklinde yorumluyor.
Beşinci Bölge Temyiz Mahkemesi ise farklı bir ayrım yaptı. Mahkemeye göre uyuşmazlık, yabancı bir ülkenin telif yasasını değiştirmek veya yabancı hukuk altında doğmuş bağımsız bir hakkı sona erdirmekle ilgili değildi. Mahkeme, ABD’de yapılan bir sözleşmeyle devredilen dünya çapındaki hakların sahipliğini değerlendirdi ve devrin kaynağının ABD hukuku olduğunu kabul etti.
Mahkeme, fesih hakkının amacı dikkate alındığında eser sahibine başlangıçta devrettiği hakların tamamını geri alma imkânı verilmesi gerektiğini belirtti. Yalnızca ABD haklarının geri dönmesi durumunda eser sahibinin ilk devre konu hakların ancak bir bölümünü elde edeceği sonucuna ulaştı.
Temyiz Mahkemesi Önceki Kararları İzlemedi
Beşinci Bölge Temyiz Mahkemesi kararı, ABD’de uzun süredir benimsenen genel sektör yorumundan ayrılıyor.
Daha önce Superman’in yaratıcılarından Jerome Siegel’in ailesiyle ilgili Siegel v. Warner Bros., yazar Tom Clancy’nin eserleriyle ilgili Clancy v. Jack Ryan Enterprises ve Fred Ahlert Music ile Warner/Chappell arasındaki dava gibi dosyalarda, ABD’deki fesih işlemlerinin yabancı ülkelerdeki hakları etkilemediği yönünde değerlendirmeler yapılmıştı.
Beşinci Bölge Mahkemesi, bu kararların kendisi açısından bağlayıcı olmadığını ve bir bölümünün davadaki coğrafi kapsam meselesini doğrudan incelemediğini belirtti. Mahkeme ayrıca önde gelen telif hukuku kaynaklarında yer alan, fesih hakkının yalnızca ABD haklarına uygulanabileceği yönündeki yorumları da yasa metni ve fesih hakkının amacıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle kabul etmedi.
Majörler Davadaki Payı Satın Aldı
Davanın ilk tarafı küçük bir bağımsız edisyon şirketi olan Resnik Music Group’tu. Ancak BMG, Capitol CMG, Essential Music Publishing ve Warner-Tamerlane, Resnik’in şarkıda hak iddia ettiği % 25’lik payı 20 Mart 2026’da satın aldı.
Şirketler, 26 Mart’ta Louisiana’daki federal mahkemeye başvurarak Resnik ve Resnik Music Group’un yerine davalı taraf olarak dosyaya dâhil edilmelerini istedi. Mahkeme bu değişikliği kabul etti. Şirketler, satın almanın Yüksek Mahkeme’ye başvurabilmek amacıyla gerçekleştirildiğini mahkeme belgelerinde açıkça belirtti.
Bu işlem sonucunda bağımsız edisyon ile tek bir eser sahibi arasında başlayan dava, Universal, Sony, Warner ve BMG’nin küresel kataloglarını ilgilendiren bir sektör davasına dönüştü.
Başvuruda adı geçen şirketler doğrudan plak şirketleri değil, büyük müzik gruplarının edisyon birimleri. Uyuşmazlık master kayıt haklarından ziyade söz ve beste üzerindeki hak devirlerini ilgilendiriyor.
Şirketler Kararın “Kaos” Yaratacağını Savunuyor
Yüksek Mahkeme’ye sunulan dilekçede Beşinci Bölge kararının telif hukukunun ülkeselliği ilkesinden ayrıldığını ve yaklaşık 50 yıllık sektör uygulamasını değiştirdiğini ileri sürdü.
Şirketlere göre müzik, sinema, televizyon ve kitap sektörlerinde çok sayıda sözleşme, ABD’deki fesih hakkının yalnızca ABD haklarını etkileyeceği varsayımıyla düzenlendi. Yabancı ülke hakları ayrıca değer biçilen, lisanslanan veya alt edisyonlara devredilen bağımsız varlıklar olarak kabul edildi.
Başvuruda kararın yürürlükte kalması halinde on yıllar önce imzalanmış dünya çapındaki sözleşmelerin yeniden tartışmaya açılacağı; şirketlerin ve katalog yatırımcılarının yabancı gelirler üzerindeki mülkiyetinin belirsizleşeceği; aynı eserin farklı ülkelerdeki hak sahipliği kayıtlarının çelişebileceği; lisans alan dijital platformlar, yapımcılar ve alt edisyonlar açısından hak zincirinin belirsiz hale geleceği; eser sahiplerinin benzer davaları Beşinci Bölge sınırlarında açmaya yönelebileceği iddia edildi.
Yayıncılar kararın yalnızca müzik sektörünü değil, dünya haklarının tek sözleşmeyle devredildiği sinema, televizyon, kitap ve diğer yaratıcı sektörleri de etkileyebileceğini savundu.
Yüksek Mahkeme’ye Yöneltilen Soru
Şirketlerin Yüksek Mahkeme’ye sunduğu temel soru, ABD hukuku gereğince telif hakları eser sahibine veya mirasçılarına döndüğünde bu geri dönüşün yalnızca ABD telif haklarıyla mı sınırlı olduğu, yoksa yabancı ülkelerdeki hakların sahipliğini de dünya çapında değiştirip değiştirmediği.
Edisyonlar, ABD yasasının başka ülkelerdeki telif haklarının sahipliğini belirleyemeyeceğini savunuyor. Beşinci Bölge kararı ise işlemi yabancı ülke yasalarının ülke dışında uygulanması olarak değil, ABD’de imzalanmış tek bir dünya hakları devrinin sona ermesinin sonucu olarak değerlendiriyor.
Eser Sahipleri Açısından Kararın Önemi
ABD Telif Hakkı Yasası, eser sahiplerine daha önce devrettikleri hakları belirli sürelerden sonra geri alma imkânı tanıyor.
1978’den sonra yapılan devirlerde 203. madde kapsamında fesih hakkı genel olarak devir tarihinden 35 yıl sonra kullanılabiliyor. 1978’den önce koruma altına alınan eserlerde ise 304(c) maddesi ve ilgili yenileme hükümleri uygulanıyor. Bu eserlerde süre ve fesih eserin yayımlanma ve telif tarihlerine göre değişiyor.
Bu sistem, eser sahibi bir şarkının gelecekteki ekonomik değerini henüz bilmeden uzun süreli bir sözleşme imzaladığı için, daha sonraki yıllarda sözleşmeyi sona erdirerek yeniden pazarlık yapabilmesini amaçlıyor.
Sektördeki yerleşik uygulamaya göre eser sahibi fesih sonrasında ABD haklarını geri alırken, dünya hakları eski yayıncıda kalabiliyordu. Beşinci Bölge kararı kesinleşirse eser sahipleri, ilk sözleşme ABD hukukuna dayanıyorsa, yabancı ülke gelirlerini de içeren çok daha geniş bir hak paketini geri isteyebilecek.
Bu durum özellikle dünya çapında gelir üretmeye devam eden eski şarkı kataloglarının değerlemesini etkileyebilir. Katalog satın alan yatırımcılar ve yayıncılar, gelecekteki gelir projeksiyonlarında yalnızca ABD gelirlerinin değil, uluslararası gelirlerin de fesih nedeniyle kaybedilme ihtimalini değerlendirmek zorunda kalabilir.
Yabancı Eser Sahipleri Tartışması
Şirketlerin başvurusundaki diğer bir iddia, Beşinci Bölge’nin yaklaşımının yabancı eser sahipleri açısından ters sonuç doğurabileceği yönünde.
Şirketler, her eserin yalnızca yaratıldığı veya ilk kez korunduğu ülkeden kaynaklanan tek bir küresel telif hakkına sahip olduğu kabul edilirse, yabancı bir eser sahibinin ABD’de ayrı bir telif hakkı bulunmadığının ileri sürülebileceğini savunuyor. Bu durumda yabancı bir eser sahibinin ABD haklarını ABD fesih hükümleriyle geri alma imkânı tartışmalı hale gelebilir.
Vetter’ın avukatı Tim Kappel ise şirketlerin yabancı eser sahiplerine ilişkin kaygılarına karşı, aynı şirketlerin geçmişte yabancı eser sahiplerinin ABD’de fesih veya geri alma taleplerine karşı çıktığına dikkat çekti. Kappel, Duran Duran ve Paul McCartney ile bağlantılı daha önceki uyuşmazlıkları bu tartışmaya örnek gösterdi.
Berne Sözleşmesi de Tartışmanın Parçası
Edisyon şirketleri kararın Berne Sözleşmesi’nin ülkesellik ve ulusal muamele ilkeleriyle çatıştığını savunuyor.
Berne sisteminde bir eser, sözleşmeye taraf ülkelerde korunuyor ancak korumanın kapsamı ve uygulanması, genel olarak korumanın talep edildiği ülkenin hukukuna göre belirleniyor. Şirketlere göre bu yapı, tek bir küresel telif hakkından ziyade farklı ülkelerde paralel ve ayrı hakların varlığını destekliyor.
Beşinci Bölge Mahkemesi ise kararın yabancı mahkemelere ABD yasasını uygulama talimatı vermediğini belirtti. Mahkemeye göre karar, ABD’deki taraflar arasında yapılmış dünya çapındaki hak devrinin mülkiyet sonucunu belirliyordu ve bu nedenle uluslararası sözleşmelerle bağdaşabiliyordu.
Yüksek Mahkeme Başvuruyu Kabul Etmek Zorunda Değil
Yayıncıların sunduğu belge bir certiorari dilekçesi. Bu başvuru, Yüksek Mahkeme’nin davayı incelemesini talep ediyor; ancak mahkemenin dosyayı esastan ele alacağı anlamına gelmiyor.
Yüksek Mahkeme’nin davayı kabul edebilmesi için dokuz yargıçtan en az dördünün inceleme yönünde oy kullanması gerekiyor. Mahkeme başvuruyu reddederse Beşinci Bölge’nin kararı yürürlükte kalacak. Ancak karar doğrudan yalnızca Beşinci Bölge’nin yetki alanındaki federal mahkemeler için bağlayıcı olacak ve diğer bölgelerde benzer uyuşmazlıklar farklı sonuçlanabilecek.
Mahkeme başvuruyu kabul ederse karar, ABD’deki fesih ve yenileme haklarının uluslararası kapsamını belirleyen en önemli telif davalarından birine dönüşecek. İnceleme yalnızca “Double Shot (Of My Baby’s Love)” üzerindeki hakları değil, eski sözleşmelerle dünya çapında hakları devredilmiş binlerce şarkı ve diğer yaratıcı eseri etkileyebilecek.
Kaynaklar
- ABD Yüksek Mahkemesi, 25-1391 numaralı dava kaydı ve certiorari dilekçesi.
- ABD Beşinci Bölge Federal Temyiz Mahkemesi, Vetter v. Resnik, 12 Ocak 2026 tarihli karar.
- Complete Music Update, Yüksek Mahkeme başvurusu ve tarafların görüşleri.
