Avrupa Birliği Yapay Zeka Tüzüğü’nün yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin işaretlenmesine ilişkin kuralları 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı.
Aynı tarihte Avrupa Komisyonu bünyesindeki Yapay Zeka Ofisi de genel amaçlı yapay zeka modellerinin telif hakkı ve eğitim verilerine ilişkin yükümlülüklerini yaptırımlarla denetleme yetkisini kazandı. Yeni dönem, yalnızca Suno, Udio veya büyük genel amaçlı yapay zeka modellerini geliştiren şirketleri değil, bu sistemleri profesyonel olarak kullanan plak şirketlerini, dağıtım şirketlerini, dijital platformları ve hak sahiplerini de yakından ilgilendiriyor.
Türkiye Kapsam Dışı Değil
Türkiye’deki müzik sektörü açısından düzenlemenin özellikle önemli bir yönü var. AB Yapay Zeka Tüzüğü, yalnızca AB’de kurulmuş şirketlere uygulanmıyor. AB dışında bulunan sağlayıcı veya kullanıcıların yapay zeka sistemlerinden üretilen çıktıların AB içinde kullanılması halinde de Tüzüğün kapsamına girilebiliyor. Dolayısıyla Türkiye’de hazırlanan ve daha sonra Spotify, Apple Music, YouTube veya başka kanallarla Avrupa pazarına sunulan bir yapay zeka içeriğinde, şirketin Türkiye’de olması tek başına AB kurallarının dışında kalmasını sağlamıyor.
Her Yapay Zeka Kullanımı Aynı Değil
Avrupa Komisyonu’nun Temmuz 2026’da yayımladığı rehber, müzik şirketleri açısından önemli bir ayrım yapıyor. Yapay zeka sistemleri sentetik ses, görüntü, video veya metin üretiyorsa sistem sağlayıcısının bu çıktının yapay zeka tarafından üretildiğini veya değiştirildiğini makine tarafından okunabilir biçimde işaretlemesi gerekiyor. İşaretlemenin etkili, güvenilir, dayanıklı ve birlikte çalışabilir olması bekleniyor.
Ancak bu kural her dijital müzik işlemine uygulanmıyor. Yapay zekanın standart düzenleme amacıyla yardımcı işlev gördüğü veya kullanıcının verdiği materyali anlamlı biçimde değiştirmediği durumlar kapsam dışında tutulabiliyor. Bu nedenle yapay zeka destekli gürültü temizleme, belirli mastering işlemleri veya teknik düzeltmeler ile tamamen yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir vokal ya da kayıt aynı kategoride değerlendirilmemeli. Komisyon rehberi de standart düzenleme ile içeriğin esasını değiştiren yapay zeka müdahaleleri arasında ayrım yapılmasını istiyor.
Bu ayrım plak şirketleri için önemli. Bir yapımın üretim sürecinde yapay zeka kullanılmış olması, tek başına dinleyiciye mutlaka “yapay zeka ürünü” etiketi gösterilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Buna karşılık kullanılan araç sentetik içerik üretmişse sağlayıcının makine tarafından okunabilir işaretleme yükümlülüğü gündeme geliyor.
Sanatçının Sesini Klonlamak Farklı Bir Sorun
Plak şirketlerinin en fazla dikkat etmesi gereken alanlardan biri ses klonlama. Tüzük, mevcut bir kişiyi, nesneyi, yeri veya olayı gerçeğe yakın biçimde taklit ederek izleyicide ya da dinleyicide bunun gerçek olduğu izlenimini yaratabilecek yapay zeka ürünü ses, görüntü veya videoları “deepfake” kapsamında değerlendiriyor.
Bu tanım müzikte özellikle gerçek bir sanatçının sesinin yapay zeka ile taklit edilmesini kapsayabilir. Böyle bir içeriği profesyonel olarak kullanan şirketin, dinleyiciyi içeriğin yapay zeka tarafından üretildiği veya değiştirildiği konusunda bilgilendirmesi gerekiyor. Yalnızca dosyanın içine yerleştirilmiş makine tarafından okunabilir bir işaret yeterli değil; açıklamanın insan tarafından algılanabilir olması ve en geç içerikle ilk karşılaşma sırasında sunulması gerekiyor.
Müzik, film ve diğer yaratıcı eserler için ise daha esnek bir sistem var. Deepfake açıkça sanatsal, yaratıcı, kurgusal veya benzeri bir eserin parçasıysa açıklamanın eserin izlenmesini veya dinlenmesini bozmayacak şekilde yapılmasına izin veriliyor. Başka bir ifadeyle bir şarkının ortasına sesli “bu vokal yapay zekadır” uyarısı koymak gerekmeyebilir. Uygun bir açıklama sistemi yeterli olabilecek.
AB ayrıca yapay zeka içerikleri için kullanılabilecek ortak simgeler geliştirdi. Bunların kullanılması zorunlu değil; ancak gerekli olduğu durumlarda bilgilendirme yapılması zorunlu. Komisyon, tamamen yapay zeka ile üretilmiş müziği de geliştirdiği simgelerin kullanım örnekleri arasında gösteriyor.
Eğitim Verisi Artık Daha Görünür Olacak
Hak sahipleri açısından belki de daha önemli gelişme yapay zeka modellerinin eğitim verileriyle ilgili.
AB Yapay Zeka Tüzüğü’nün 53. maddesi kapsamındaki genel amaçlı yapay zeka modeli sağlayıcıları, AB telif hakkı kurallarına uyacak bir politika oluşturmak ve hak sahiplerinin metin ve veri madenciliğine ilişkin hak saklı tutma beyanlarını dikkate almak zorunda. Bunun yanında modelin eğitiminde kullanılan içerik konusunda kamuya açık bir özet yayımlamaları gerekiyor. Bu yükümlülükler 2 Ağustos 2025’ten sonra AB pazarına sunulan modeller için uygulanıyor; Avrupa Komisyonunun bunlara ilişkin yaptırım yetkisi ise 2 Ağustos 2026’da başladı. 2 Ağustos 2025’ten önce piyasaya çıkmış modeller için geçiş süresi 2 Ağustos 2027’ye kadar devam ediyor.
Komisyonun zorunlu eğitim verisi şablonu, bir yapay zeka şirketinden eğitimde kullanılan milyonlarca eserin tek tek listesini açıklamasını istemiyor. Ancak kullanılan verinin ses, video veya metin gibi türlerini; büyük kamuya açık veri setlerini; özel veri setlerini; internetten taranan kaynakları; kullanılan tarayıcıları; veri toplama dönemlerini ve internetten taranan en büyük alan adlarının belirli bölümünü açıklamasını gerektiriyor.
Bu nedenle yeni sistem hak sahiplerine otomatik olarak “şarkınız şu modelde kullanıldı” cevabını vermiyor. Fakat hangi sitelerin, veri setlerinin ve tarayıcıların kullanıldığını görme olanağı sağlayarak hak takibini daha mümkün hale getiriyor.
Haklarınızı Saklı Tutun
AB sisteminde telif hakkıyla korunan eserlerin yapay zeka eğitiminde kullanılması tamamen yasaklanmış değil. AB Dijital Tek Pazar Telif Hakkı Direktifi, belirli koşullarda metin ve veri madenciliğine izin veriyor. Ancak hak sahipleri bu kullanım hakkını saklı tutabiliyor. İnternette kamuya açık içeriklerde bunun özellikle makine tarafından okunabilir yöntemlerle yapılması önem taşıyor.
Genel amaçlı yapay zeka modelleri için hazırlanan AB uygulama sistemi de robots.txt gibi makine tarafından okunabilir hak saklı tutma yöntemlerine özel önem veriyor. Dolayısıyla Türkiye’deki plak şirketleri, müzik eseri yayıncıları ve eser sahipleri açısından yalnızca internet sitesine “eserlerimizin yapay zeka eğitiminde kullanılması yasaktır” yazmakla yetinmek güvenli bir yöntem değil. Kontrol ettikleri internet sitelerinde ve dijital varlıklarda makine tarafından okunabilir hak saklı tutma sistemleri oluşturulması gerekiyor.
Burada plak şirketleriyle eser sahiplerinin hakları da birbirinden ayrılmalı. Bir plak şirketinin ses kaydı üzerindeki hakları, şarkının bestesi ve sözleri üzerindeki haklarla aynı değil. Aynı şekilde sanatçının sesinin yapay zeka ile yeniden üretilmesi, yalnızca master kayıt hakkı üzerinden değerlendirilmemeli. Bu nedenle yapay zeka lisanslarında ses kaydı, beste, söz, icra, sanatçı sesi ve kişilik haklarının ayrı ayrı tanımlanması giderek daha önemli hale geliyor.
Türkiye’deki Plak Şirketleri Ne Yapmalı?
Yeni düzenleme Türkiye’deki şirketler için dört temel hazırlığı gerekli hale getiriyor.
Birincisi, her yapım için yapay zeka kullanım kaydı oluşturulmalı. Hangi yapay zeka aracının, hangi modelin, hangi aşamada ve hangi amaçla kullanıldığı kayıt altına alınmalı. Teknik mastering işlemi ile tamamen yapay zeka tarafından üretilen vokalin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerekiyor.
İkincisi, yapay zeka ile üretilmiş veya değiştirilmiş sanatçı sesi, görüntüsü ve benzeri materyallerde açık izin sistemi kurulmalı. Sanatçı sözleşmelerine yapay zeka eğitimi, ses klonlama, dijital benzerlik, yeni eser üretimi, kullanım süresi, bölge, gelir paylaşımı ve sözleşmenin sona ermesinden sonraki kullanım gibi konularda ayrı hükümler konulması önemli hale geliyor.
Üçüncüsü, dağıtım zinciri gözden geçirilmeli. AB’ye yapılan dijital dağıtımlarda yapay zeka bilgisinin dağıtım şirketine ve dijital müzik platformuna aktarılabileceği bir metadata sistemi kurulmalı. Çünkü yapay zeka içeriğinin işaretlenmesi giderek yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, dijital platform politikalarının da parçası haline geliyor. Music Business Worldwide’ın aktardığına göre Spotify, Apple Music, Deezer ve bazı diğer platformlar yapay zeka içeriklerinin tanımlanmasına yönelik farklı sistemler geliştirmeye başladı.
Dördüncüsü, şirket katalogları yapay zeka eğitimine karşı korunmak isteniyorsa makine tarafından okunabilir hak saklı tutma yöntemleri kurulmalı ve dağıtımcılarla yapılan sözleşmelerde eserlerin yapay zeka eğitimine aktarılması veya üçüncü taraflara bu amaçla lisanslanması ayrıca düzenlenmeli.
Hak Sahipleri Eğitim Verisi Açıklamalarını Takip Etmeli
Yeni dönemde eser sahipleri ve plak şirketleri yalnızca kendi kataloglarını korumakla yetinmemeli. Büyük yapay zeka şirketlerinin yayımlamak zorunda olduğu eğitim verisi özetleri düzenli olarak takip edilmeli.
Komisyonun şablonu, model sağlayıcısının kullandığı büyük veri setleri, internet tarayıcıları ve taranan başlıca alan adları konusunda bilgi verilmesini gerektiriyor. Bu bilgiler, bir hak sahibinin kataloğunun eğitim verisine girmiş olabileceğini tespit etmesi ve daha sonra lisans veya hukuki süreç başlatması açısından yeni bir delil kaynağı oluşturabilir.
Ancak AB düzenlemesinin hak sahiplerine otomatik bir ücret veya yeni bir zorunlu lisans hakkı vermediğinin altını çizmek gerekiyor. Sistem esas olarak mevcut telif haklarının korunmasını, hak saklı tutma beyanlarının dikkate alınmasını ve eğitim verisinin daha şeffaf hale gelmesini amaçlıyor. Hak sahibi, hakkını takip etmek ve gerektiğinde ileri sürmek zorunda olmaya devam ediyor.
Türkiye İçin Mesele Artık Geleceğe İlişkin Değil
AB Yapay Zeka Tüzüğü’nün müzik sektörü açısından önemi, yapay zeka müziğini yasaklamasından değil, üretim ile hak sahipliği arasına yeni bir şeffaflık katmanı yerleştirmesinden kaynaklanıyor.
Türkiye’deki plak şirketleri ve eser sahipleri açısından da “Türkiye AB üyesi değil” yaklaşımı yeterli olmayacak. Yapay zeka kullanılarak Türkiye’de üretilmiş bir içeriğin Avrupa’da piyasaya sunulması, bir Türk şirketinin doğrudan AB’deki kullanıcılara hizmet vermesi veya Türk repertuvarının AB pazarındaki yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanılması halinde Avrupa mevzuatı doğrudan önem kazanıyor. Tüzük, üçüncü ülkelerde bulunan sağlayıcı ve kullanıcıları da belirli koşullarda kapsıyor.
Üstelik yaptırım riski teorik değil. 50. madde kapsamındaki şeffaflık kurallarının ihlalinde ceza 15 milyon avroya veya şirketin bir önceki mali yıldaki dünya çapındaki toplam cirosunun % 3’üne kadar çıkabiliyor. Genel amaçlı yapay zeka modellerinin eğitim verisi ve diğer yükümlülüklerinde de Avrupa Komisyonu 2 Ağustos 2026 itibarıyla yaptırım uygulayabiliyor.
Bu nedenle Türk müzik sektörünün atması gereken ilk adım yapay zekayı yalnızca yeni bir üretim aracı olarak görmekten vazgeçmek olmalı. Bundan sonra yapay zeka kullanımı aynı zamanda hak yönetimi, metadata, sözleşme, lisanslama ve Avrupa pazarına erişim meselesi.
