Yeni Bir Sosyal Medya: Clubhouse

Son günlerin en çok konuşulan sosyal medya aracı Clubhouse oldu. Kullanan da kullanmayan da bu uygulamayı konuşuyor. Peki, nedir bu Clubhouse?

 

Bu yazıyı bir Clubhouse kullanıcısı olarak yazıyorum. Clubhouse’a girince kendimi sokağa çıkmış ve istediği masaya oturup sohbete başlayan birisi gibi hissediyorum. Y kuşağı gençlerindenim, uzun zamandır çalışıp en sonunda hayalimdeki yerde hayalimdeki işi yapmaya başladım. Tam para kazanıyorum hadi biraz gezeyim tozayım derken eve kapandık. Hayatımın en güzel dönemlerini zaten evde ders çalışmaya vermişim, tam rahatça eğleneceğim derken ben ve benim jenerasyonum bir de Pandemiyle tekrar yıkıldı.

 

Bizler hayatı biraz daha dijital yaşıyoruz. Bu durum aslında üst jenerasyonlarımız tarafından eleştiri ile karşılansa da süreç tüm herkesi dijitalleşmeye götürüyor. Eskiden gençler yaşlıların çırağı olurdu, bu çağda üst jenerasyonlar alt jenerasyonlara teknoloji sorar oldu. Ne kadar doğru olduğunu zaman gösterecek ama bence Pandemi sürecinde bir çağ kapatılıp yeni bir çağa geçildi. Bence bu döneme en çok “Dijital çağ” ismi yakışıyor. Bu çağda, alışveriş, aşk, müzik, muhabbet her şey dijitale döndü.

 

Clubhouse tam da Pandemiden bunalmış olan insanların imdadına yetişen bir uygulama olarak hayatımıza girdi. Sohbet etmek, sosyalleşmek insanlık tarihinde var oluştan beri bulunuyor. Pandemide ise birbirimizden uzak, sarılmadan uzak, konuşmadan uzak maskesiz hayatlarımıza esir edildik.

 

Clubhouse, geçen yaz silikon vadisinde ilk olarak yayına girdi. Uygulamanın en önemli özelliklerinden biri yalnızca davetiye ile uygulamaya giriş yapılabilmesi. Burada da aslında davetiye aldığınız kişiye dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü sizi davet eden kişinin ismi profiliniz açıldığında görünmeye devam ediyor.

 

Günden güne fazla kullanıcıya ulaşan ve çeşitlenen odalarıyla uygulama gün geçtikçe büyüyor. Odalarda farklı farklı konular konuşuluyor. Her kullanıcı kendi ilgi alanındaki bir odaya girip sohbete dahil olabiliyor. Sanat, sağlık, müzik hangi konu başlığı seçilse günün istenen saatinde o konuya ilişkin bir yayına rastlamak mümkün oluyor.

İlginizi Çekebilecek Yazılar  TikTok MSG İle de Anlaştı

 

Bu uygulamada her odada farklı konuşmalar yapılıyor. Bir odada konuşmayı dinlerken sonrasında odadan çıkarak başka bir odaya dahil olabiliyorsunuz. Oda içerisine öncelikle dinleyici olarak katılıyorsunuz. Sonrasında el kaldırıp söz alabiliyorsunuz. Moderatörlerin davetiyle veya söz vermesiyle konuşmacılar arasına geçebiliyorsunuz.

 

Dinleyiciler arasında da belli bir sınıflandırma bulunuyor.

 

İlk olarak konuşma başlığı bulunuyor. Altında moderatörler yeşil küçük rozetleri ile kendilerini belli ediyor. Konuşmacıların altında, odada konuşmacı olarak bulunanların takip ettiği kişilerin ismi ve profil resmi bulunuyor. Onun da altında odada bulunan diğer kullanıcılar yer alıyor. Birdenbire odayı açıp konuşma başlatmak da mümkün, zaman ve konuşmacıların ismini belirterek konuşma planlamak da mümkün oluyor.

 

Uygulamada moderatörler odanın gidişatını belirlemek için kritik rol oynuyor. Moderatörler, odada mikrofonları açıp kapatabiliyor, konuşmacı olarak davet edebiliyor, istekleri kabul edebiliyor, gereksiz konuşanları odadan atabiliyor. Aslında Clubhouse’u, dinleyenlerin de konuşmaya dahil olabildiği Podcastler gibi de tanımlayabiliriz.

 

Clubhouse’da müzik sohbetleri de oldukça yaygın. Özellikle ocak sonu şubat başında sektörün sıkıntıları sıkça dile getiriliyordu. Her akşam açılan yayınlarda müzik sektörünün sıkıntıları tartışılıyor, yayınlar saatlerce sürüyordu. Ünlü, ünsüz tüm sektör çalışanları dertleşiyor ve çözüm yolları üzerine konuşuyorlardı. Hala aynı sayı ve kalabalıkta olmasa da Clubhouse’da çeşitli müzik sohbetleri devam ediyor.

 

Yurtdışında da ünlü isimler hayranları ile buluşmak, onların sorularını cevaplandırmak veya sohbet amacıyla Clubhouse odalarında boy gösteriyor.

 

Clubhouse’un geleceğini zaman gösterecektir fakat Pandemide yaşanan ve devam edecek olan sosyal mesafeye bakılırsa uzun süre hayatımızda kalacağa benziyor.

 

Fotoğraf: Erik Mclean