Universal Music Group, Amerikan Müzisyenler Federasyonunun Udio lisansı nedeniyle açtığı toplu iş sözleşmesi davasının değişiklik izni verilmeksizin reddedilmesini istedi.
Şirketin savunması, yapay zeka eğitimi için yürürlükte bir AFM ücret tarifesi bulunmadığı ve mahkemenin tarafların toplu pazarlıkta kararlaştırmadığı yeni bir ödeme modeli oluşturamayacağı görüşüne dayanıyor.
Universal Music Group (UMG), Amerikan Müzisyenler Federasyonu (American Federation of Musicians – AFM) tarafından açılan yapay zeka davasında, kendisine yöneltilen talebin Federal Hukuk Muhakemeleri Kuralı 12(b)(6) kapsamında reddedilmesini istedi. UMG, 5 Ağustos 2026’da New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesine sunduğu hukuk notunda, davanın yalnızca reddedilmesini değil, AFM’ye dilekçeyi yeniden değiştirme izni verilmemesini de talep etti.
Başvuru, 1:26-cv-04760-ER numaralı dosyada 32 numaralı belge olarak kayda geçti. Davanın diğer davalıları Warner Records ve Atlantic Recording olsa da incelenen 31 sayfalık metin yalnızca UMG’nin ret talebini destekliyor. Mahkeme henüz bu talep hakkında karar vermedi. Bu nedenle belgede yer alan değerlendirmeler, mahkemenin tespiti değil UMG’nin hukuki savunmasıdır.
AFM’nin değiştirilmiş dava dilekçesinde tek bir dava nedeni bulunuyor: Kaydedilmiş Müzik Toplu İş Sözleşmesi’nin (Sound Recording Labor Agreement – SRLA), İşçi-Yönetim İlişkileri Yasası’nın 301. maddesi kapsamında ihlal edildiği iddiası. UMG’nin aktardığına göre sendika, şirketin Udio ile yaptığı anlaşmada binlerce kaydedilmiş müziği yapay zeka modellerinin eğitimi ve çıktı üretilmesi amacıyla lisansladığını, bu kayıtlarda yer alan AFM üyesi stüdyo müzisyenlerine ödeme yapmadığını ve gerekli bildirimleri iletmediğini ileri sürüyor.
Davanın Merkezinde Madde 21(a) Bulunuyor
Uyuşmazlığın merkezindeki hüküm, SRLA’nın 21(a) maddesi. Hüküm, sözleşme kapsamındaki bir kaydın sözleşmede düzenlenmeyen bir amaçla kullanılması halinde, kayıtta çalan müzisyenlere başka bir AFM sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken tutara eşit ödeme yapılmasını öngörüyor. Ölçüt, kayıt başlangıçta yeni kullanım amacı için hazırlanmış olsaydı hangi AFM sözleşmesinin uygulanacağı ve o sözleşmenin hangi ödemeleri zorunlu kılacağı sorusuna bağlanıyor.
UMG’ye göre madde 21(a), her yeni kullanım için açık uçlu bir telif veya mahkemece belirlenecek genel bir ücret hakkı yaratmıyor. Şirket hükmü, başka bir toplu iş sözleşmesinde daha önce kararlaştırılmış ücreti mevcut kayda aktaran bir ‘ücret dönüştürme’ mekanizması olarak tanımlıyor. Örneğin albüm için kaydedilmiş bir performans daha sonra filmde kullanılırsa, film müzisyenlerini düzenleyen AFM sözleşmesindeki ücretin uygulanması mümkün olabiliyor.
UMG’nin temel savı şu noktada yoğunlaşıyor: Yapay zeka eğitimi ve çıktı üretimi için ne SRLA’da doğrudan belirlenmiş bir ücret var ne de bu kullanımı düzenleyen ayrı bir AFM sözleşmesi bulunuyor. Şirkete göre başka bir sözleşmeye gönderme yapan formülün dayanacağı sözleşme yoksa hesaplanabilecek bir tutar da bulunmuyor. Bu nedenle UMG, ödeme yükümlülüğünün ve sözleşme ihlalinin doğmadığını savunuyor.
İki Ayrı Ücret Kaynağı Tartışılıyor
Hukuk notu, SRLA’nın yeni kullanımları iki yöntemle ücretlendirdiğini ileri sürüyor. İlk yöntemde taraflar belirli kullanım türlerini doğrudan madde 21(b) ile 21(h) arasında adlandırıp ücretini yazmış durumda. Belgede video oyunları, tüketici ürünleri, yeni medya, tüketiciye yönelik internet eşleme lisansları, düşük bedelli televizyon ve film lisansları, mobil uygulamalar, kişisel video lisansları ve yabancı lisanslar örnek gösteriliyor.
Metne göre geleneksel olmayan bazı kullanımlarda lisans gelirinin yüzde 3’ü; düşük bedelli televizyon, kablo ve sinema lisanslarında ise şirketin lisans gelirinin yüzde 7’si ile 165 doların yüksek olanı ücret ölçütü olarak belirlenmiş. UMG, tarafların bir teknoloji veya kullanım biçimi için ödeme öngördüğünde kullanım türünü ve oranı açıkça sözleşmeye eklediğini vurguluyor.
İkinci yöntem ise madde 21(a) yoluyla başka bir AFM sözleşmesindeki ücretin içeri alınması. UMG’ye göre sözleşme sisteminde üçüncü bir kaynak, yani hakimin belirleyeceği yeni bir oran bulunmuyor. Yapay zeka eğitiminin doğrudan ücretlendirilen kullanım listesinde yer almaması ve bu alanı kapsayan ayrı bir AFM sözleşmesi bulunmaması, şirketin savunmasında davayı sonuçlandıran iki eksiklik olarak sunuluyor.
UMG, AFM’nin Mahkemedeki Beyanlarına Dayanıyor
UMG, yalnızca sözleşme metnine değil, 21 Temmuz 2026 tarihli dava öncesi toplantıda AFM avukatının yaptığını belirttiği açıklamalara da dayanıyor. Hukuk notuna göre AFM tarafı, SRLA’da yapay zeka kullanımına ilişkin bir ücret bulunmadığını ve yapay zeka kullanımını kapsayan ayrı bir AFM sözleşmesinin mevcut olmadığını kabul etti.
Şirket ayrıca AFM’nin, Udio tarafından üretilecek çıktıların gelecekte hangi alanlarda kullanılacağını bilmediğini söylediğini aktarıyor. AFM’nin Spotify’da yayımlanabilecek bir yapay zeka parçası, video oyunları, örnekleme veya reklamlardaki olası kullanımlar üzerinden mevcut ücretleri gündeme getirdiği; ancak bu örnekleri varsayımsal olarak sunduğu belirtiliyor.
UMG’ye göre dava, yapay zeka çıktılarının daha sonra gidebileceği olası mecralara göre değil, şikayet dilekçesinde tanımlanan somut kullanım üzerinden değerlendirilmek zorunda. Bu kullanım, kayıtların yapay zeka model eğitimi ve çıktı üretimi için Udio’ya lisanslanması. Şirket, daha sonraki bir Spotify yayınının veya video oyunu kullanımının, eğitim lisansını geriye dönük olarak başka bir AFM sözleşmesinin kapsamına sokamayacağını savunuyor.
AFM’nin Yaklaşımı UMG’nin Metninde Nasıl Aktarılıyor?
Hukuk notunda AFM’nin karşı yaklaşımı da UMG’nin anlatımıyla özetleniyor. Buna göre sendika, madde 21(a)’daki ‘şirket ödeme yapacaktır’ ifadesinin bağımsız bir ödeme yükümlülüğü yarattığını; başka AFM sözleşmesine yapılan göndermenin ise yalnızca ne kadar ödeme yapılacağını belirlediğini savunuyor. AFM’nin görüşüne göre ödeme hakkı var, yalnızca zarar veya ücret miktarının mahkeme tarafından hesaplanması gerekiyor.
UMG bu yoruma, ödeme yükümlülüğü ile ödeme ölçütünün aynı cümlede ve birbirinden ayrılmaz biçimde kurulduğu gerekçesiyle karşı çıkıyor. Şirket, mahkemenin ‘makul tutar’ veya ‘belirlenecek tutar’ gibi sözleşmede bulunmayan bir kavram eklemesinin yorum değil, yeni bir sözleşme hükmü yaratmak anlamına geleceğini ileri sürüyor.
Savunmada 2016 tarihli AFM-Sony uyuşmazlığı da örnek gösteriliyor. O dosyada kaydedilmiş müziğin filmde kullanımı tartışılmış ve film çalışmasını düzenleyen ayrı AFM sözleşmesi ücret ölçütü sağlayabilmişti. UMG, yapay zeka bakımından benzer bir sözleşme bulunmadığı için aynı mekanizmanın çalışmadığını savunuyor.
Ödeme Tutarının Belirsiz Olduğu Savunması
UMG, mahkeme madde 21(a)’nın yapay zeka kullanımına ulaştığını kabul etse bile talebin ikinci ve bağımsız bir nedenle reddedilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Şirkete göre sözleşmede yapay zeka kullanımı için ücret, formül, karşılaştırma ölçütü veya nesnel hesaplama yöntemi bulunmadığından iddia edilen ödeme yükümlülüğü uygulanamayacak kadar belirsiz.
Hukuk notunda New York sözleşme hukukuna dayanılarak, mahkemelerin tarafların üzerinde anlaşmadığı maddi bir koşulu kendilerinin oluşturamayacağı belirtiliyor. UMG, açık bırakılan bir fiyatın ancak sözleşmede veya nesnel ticari uygulamada belirsizliği giderecek bir yöntem varsa hesaplanabileceğini; burada ise tarafların tek yöntem olarak başka bir AFM sözleşmesine gönderme yaptığını savunuyor.
Bu nedenle şirket, lisansın ekonomik değeri, sektör uygulaması veya pazar bedeli hakkında delil toplanmasının eksik sözleşme hükmünü tamamlayamayacağını ileri sürüyor. UMG’nin yaklaşımına göre sorun kanıt eksikliği değil, tarafların henüz bir yapay zeka ücret tarifesi üzerinde anlaşmamış olması.
Bildirim Yükümlülüğü Ödeme Talebine Bağlanıyor
AFM’nin ikinci iddiası, UMG’nin lisanslanan kayıtların kimliği ve kullanım amacı hakkında SRLA’nın Ek F formunda öngörülen bilgileri sendikaya vermediği yönünde. Madde 21(a), yeni kullanımın gerçekleştirilmesinden önce söz konusu kayıtların ve planlanan kullanımın sözleşme yöneticisine bildirilmesini öngörüyor.
UMG, bu hükmün bağımsız ve sürekli bir denetim hakkı yaratmadığını savunuyor. Şirkete göre bildirim, ücret ödenmesini gerektiren bir yeni kullanımın uygulanmasındaki ilk adım. Ödeme yapılmasını gerektiren bir yeni kullanım yoksa, bildirimin önceleyeceği bir işlem de bulunmuyor.
AFM’nin, hangi kayıtların kime lisanslandığını öğrenebilmek için bildirim hakkının ödeme olmasa da geçerli olduğu görüşünü savunduğu aktarılıyor. UMG ise sendikanın bu bilgileri ücret ve yan hakları hesaplamak için istediğini, ortada uygulanabilir ücret bulunmadığında bildirimin bağımsızlaştırılamayacağını ileri sürüyor.
Kesin Ret Talebinin Dayanağı
UMG, davanın değişiklik izni verilmeden reddedilmesi gerektiğini, çünkü eksikliğin yeni olgular eklenerek giderilemeyeceğini savunuyor. Şirketin ifadesiyle eksik olan şey bir iddia değil, var olmayan bir sözleşme. AFM’nin bütün AFM sözleşmelerinin tarafı olduğu ve yapay zeka eğitimini düzenleyen bir sözleşme belirtemediği vurgulanıyor.
UMG ayrıca değiştirilmiş dava dilekçesinin, şirketin ret gerekçelerini daha önce açıkladığı yazışmalardan sonra sunulduğunu; buna rağmen yeni dilekçede yapay zeka kullanımını ücretlendiren bir anlaşma gösterilemediğini belirtiyor. Bu nedenle bir kez daha değişiklik yapılmasının sonucu değiştirmeyeceğini ileri sürüyor.
Belgenin sonuç bölümünde mahkemenin tarafları toplu pazarlık sürecini sürdürmeye teşvik ettiği hatırlatılıyor. UMG, davanın reddedilmesinin yapay zeka ücretlendirmesi konusunu mahkemenin oran belirlemesi yerine sendika ile kaydedilmiş müzik şirketleri arasındaki pazarlığa bırakacağını savunuyor.
Karar Yapay Zeka Lisanslamasında Sözleşme Boşluğunu Görünür Kılabilir
Başvuru, kaydedilmiş müzik şirketleri ile yapay zeka geliştiricileri arasındaki lisans anlaşmalarının, kayıtlarda emeği bulunan stüdyo müzisyenlerinin ekonomik haklarını kendiliğinden çözmediğini gösteriyor. Plak şirketi telif hakkı sahibi olarak katalog kullanımını lisanslayabilse bile, icracılara yapılacak ek ödeme ayrı bir toplu iş sözleşmesi sorununa dönüşebiliyor.
Mahkemenin UMG’nin yorumunu benimsemesi halinde, eski sözleşmelerdeki genel ‘yeni kullanım’ hükümlerinin yapay zeka eğitimi için otomatik ödeme hakkı doğurmadığı yönünde etkili bir örnek ortaya çıkabilir. Bu sonuç, AFM’nin yapay zeka eğitimi, model çıktıları, bildirim, veri listeleri, denetim hakkı ve gelir paylaşımı konularını yeni SRLA metnine açık oranlar ve hesaplama yöntemleriyle yazdırmasını daha da önemli hale getirir.
Davanın devam etmesine karar verilmesi ise sözleşme hükmünün birden fazla makul yoruma açık olduğu veya AFM’nin ödeme ve bildirim iddialarının delil toplama aşamasında incelenmesi gerektiği anlamına gelebilir. Böyle bir aşamada Udio lisansının kapsamı, hangi kayıtların kullanıldığı ve anlaşmanın geçmiş kullanımlarla gelecekteki lisansları nasıl ayırdığı daha fazla önem kazanabilir.
Sektör Açısından Olası Sonuçlar
Stüdyo müzisyenleri açısından dosyanın temel sonucu, yapay zeka gelirlerinin paylaşımında açık sözleşme dilinin belirleyici olması. UMG’nin talebi kabul edilirse, ücret hakkı için ‘yeni kullanım’ ifadesine dayanmak yerine kullanım türünün, oranının, ödeme matrahının, emeklilik katkılarının ve bildirim süresinin ayrıntılı biçimde düzenlenmesi gerekecek.
Kaydedilmiş müzik şirketleri açısından olumlu bir karar, yapay zeka eğitim lisanslarında geçmiş toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan belirsiz ödeme taleplerini sınırlandırabilir. Bununla birlikte dava yalnızca SRLA kapsamındaki iş sözleşmesi iddiasını ele alıyor. UMG’nin savunmasının kabul edilmesi, yapay zeka eğitiminin telif hukuku bakımından genel olarak serbest olduğu veya bütün hak sahiplerinin taleplerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Yapay zeka şirketleri için dosya, plak şirketinden alınan katalog lisansının tüm ekonomik katmanları otomatik olarak kapatmayabileceğini gösteriyor. Gelecekteki lisanslarda icracı ödemelerinin kimin sorumluluğunda olduğu, ödeme hesabının lisans bedeline mi kullanıma mı bağlanacağı ve hak sahiplerine hangi kayıt listelerinin verileceği daha açık biçimde düzenlenebilir.
Müzik eseri yayıncıları ve şarkı yazarları bu davanın tarafı değil. Bu nedenle olası karar, beste ve söz haklarının yapay zeka eğitiminde nasıl lisanslanacağını doğrudan belirlemeyecek. Ancak kaydedilmiş müzik hakları ile eser haklarının farklı sözleşme kanallarında ele alınması, yapay zeka lisanslarının tek bir anlaşmayla bütün sektör sorunlarını çözemeyeceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Dijital müzik platformları bakımından UMG’nin savunması, model eğitimi ile çıktının daha sonra Spotify gibi bir hizmette yayımlanmasını birbirinden ayırıyor. Eğitim aşamasına ilişkin ödeme yükümlülüğü ile sonraki dağıtım, akış, eşleme veya ticari kullanım ücretlerinin aynı işlem sayılmaması, yapay zeka müzik zincirindeki her aşama için ayrı sözleşme ve raporlama hükümleri kurulmasını gerektirebilir.
Bağımsız plak şirketleri ve dağıtım şirketleri SRLA’nın tarafı olmadıkları ölçüde bu kararın doğrudan kapsamında bulunmayabilir. Buna karşın büyük şirketler ile sendikalar arasında oluşacak yeni sözleşme standardı, yapay zeka lisanslarının sektördeki genel sözleşme uygulamalarını, sanatçı sözleşmelerini ve dağıtım anlaşmalarındaki gelir tanımlarını etkileyebilir.
