Müzik Teknolojisindeki Yeniliklerin Ülke Hukuklarına Etkisi

Teknolojinin getirdiği değişiklikler yeni iş modelleri yaratıyor. Var olan yasalar ve diğer mevzuat bu yeni modellerin ihtiyaçlarına cevap veremeyince gerek hak sahipleri gerek kullanıcılar değişiklik talep ediyorlar.  Bu tür ihtiyaçlar sonucunda, hem Kıta Avrupası hukuk sisteminde hem de Anglo-Sakson hukuk sisteminde önemli düzenlemeler yapıldı. 

 

ABD ve Almanya gibi fikri mülkiyet hukuku bakımından öncü kabul edilebilecek iki ülkede yapılan değişikliklerin ortak özelliklerinin başında geçmiş dönemlere ilişkin repertuarın kullanılmasını kolaylaştıracak düzenlemeler getirmeleri, koruma sürelerini yeniden tanımlamaları ve internet ortamında kullanımı kolaylaştırırken hak sahiplerinin gelir elde etmesini güvence altına almaları gelmektedir.

 

İki farklı sisteme sahip olmalarına rağmen gerek Kıta Avrupası gerek Anglo-Sakson hukukunda son derece dinamik şekilde gelişen dijital dünyanın ihtiyaçlarına cevap verebilme amacı öne çıkmıştır. Örneğin geçmişte tüm repertuarı kapsayan “blanket” sözleşmelerin yapılamadığı ABD’de bu tür sözleşmelerin önü açılmıştır. Bunun pratik anlamı Spotify’ın tek bir sözleşme ile çalışmaya başlamasının önünün açılmasıdır.

 

Ülkemiz hukuk sisteminde de benzer sıkıntılar yaşanmakta ve geçmiş dönemlerde ihtiyaca kısmen de olsa cevap veren yasa maddeleri günümüzün gelişmeleri karşısında yetersiz kalmaktadır. Türk hukukunda henüz bu konulara ilişkin yasalarda düzenleme olmadı. Müzik pazarının lideri olan Amerika ve kanuni düzenlemelerini birçok konuda örnek aldığımız Almanya’daki değişiklikleri ülkemizdeki çalışmalara örnek olması dileğiyle ilgililerin dikkatine sunmakta yarar var.

 

Alman Hukuku’ndaki Düzenlemeler

Almanya, AB Direktifine uyum sağlamayı amaçlayan Telif Hakkı ve Bağlantılı Haklar Kanunu’nda (Act on Copyright and Related Rights) yaptığı değişikliklerle yenilikler getirmiştir.   

 

Alman Telif Hakları ve Bağlantılı Haklar Yasası Yeni Tip Kullanımlar için Geçiş Hükmü (Transitional Provisions for New Types Of Use) başlıklı 137I maddesi ile zamanla gelişen ve öngörülemeyen teknolojilerin kullanımı için düzenleme getirildi. Alman Telif Hakları ve Bağlantılı Haklar Yasası Yeni Tip Kullanımlar için Geçiş Hükmü kısaca şu şekildedir:

 

“1 Ocak 1966 ile 1 Ocak 2008 arasında hak sahibinin yer ve zamanı sınırlamaksızın, münhasıran tüm kullanım haklarını vermiş olması halinde, bu tür bir kullanıma itiraz ettiğini belirtmediği sürece, sözleşmenin yapıldığı tarihte bilinmeyen kullanım haklarının da devredildiği kabul edilir. 1 Ocak 2008 itibariyle bilinen kullanım türleri ile ilgili itirazlar, sadece bir yıl içinde yapılabilir. Aksi takdirde itiraz hakkı eser sahibine yeni kullanımların bildiriminden üç ay geçtikten sonra sona erer. Eğer ki bu tarihler sonrası verilmiş haklar varsa başvurulamaz.

 

Eğer ki bir kişi başka bir kişiye kullanım haklarının tamamını vermiş olması durumunda, gerekli değişikliklerin yapılması şartıyla bu üçüncü kişiye yukarıda özetlenen şekildeki hükümler uygulanır. Eser sahibi, ilk sözleşmeyi imzaladığı ve yetki verdiği tarafa itirazını iletirse, söz konusu taraf tekrar sözleşme yaptığı üçüncü kişiye ilgili gerekli bilgiyi gecikmeden vermek ve bilgilendirmekle yükümlüdür.

 

Yukarıdaki hükümler uyarınca itiraz hakkı, tarafların bu arada bilinen bir kullanım şekli ile ilgili açık bir anlaşmaya varmaları durumunda geçerli olmayacaktır.

Eser sahibi itirazlarını kanunun iyi niyet hükümlerine uygun olarak yapmalıdır.

 

Eğer birden fazla çalışmanın birleşmesi mevcutsa veya bir işe birden fazla katkı varsa, yeni kullanımın olması halinde, uygun koşullarda ve esere veya esere yapılan katkıya tecavüz durumunda iyi niyet hükümlerine aykırı olarak itiraz edilemez.

 

İlginizi Çekebilecek Yazılar  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi Esas No: 2019/386-Karar No: 2020/73

Eser sahibi, sözleşmenin karşı tarafının, sözleşmenin imzalandığı tarihte hala bilinmeyen birinci fıkrada belirtilen durum uyarınca yeni bir kullanıma başlaması durumunda, adil bir ücretlendirme hakkına sahiptir. Madde 32 fıkra 2 ve 4 gerekli değişiklikler yapılarak uygulanır. İddia sadece bir meslek birliği tarafından ileri sürülebilir. Sözleşmenin diğer tarafının kullanım hakkını üçüncü bir şahsa devretmesi halinde, üçüncü şahıs eser sahibinin çalışmasının yeni kullanım türünün başlamasından sonraki ücretinden sorumlu olacaktır. Diğer kişinin yükümlülüğü geçerli değildir.”

Yasanın tam metnine bağlantıdan ulaşmak mümkün.

 

 

Amerikan Hukuku’ndaki Düzenlemeler

Amerika’da 11 Ekim 2018’de başkan Donald Trump, müzisyenlerle birlikte yaptığı basın toplantısında  “Müzik Çağdaşlaştırma Yasası”nı (Music Modernization Act) imzaladı. Amerika, bu kanunla birlikte dijital kullanımlar ve mekanik lisanslama birlikleri için genişletilmiş lisanslama, 1972 öncesi kayıtların kullanımı, telif ücreti ödemesi gibi konularda düzenlemeler yaptı.

 

Yapılan düzenlemeler üç temel alanı kapsıyor.

Repertuarın tümünü kapsayan “Blanket” lisanslamaya izin vererek internet ortamında müzik kullanımlarının lisanslanmasını ve hak sahiplerinin gelir elde etmesini kolaylaştırıyor. Buna ek olarak eser sahiplerine ilişkin olarak maliyeti servis sağlayıcılar tarafından karşılanan bir veri tabanı hazırlanması ve talep edilmeyen lisans ücretlerinin servis sağlayıcılar tarafından talep edildiğinde ödenmek üzere saklanması gibi hükümler içeriyor.

 

Yasa 1972 öncesi kayıtlara uygulanan çeşitli ve belirsiz eyalet yasalarının çoğunu ortadan kaldırmış olup, onun yerine geçmek üzere federal telif hakları hukukunu uygulamaya koymuştur.

 

Klasiklerin Korunması ve Erişimi hakkındaki kanun metni (“Classics Protection and Access”), diğer hususların yanında, 15 Şubat 1972 öncesine ait ses kayıtlarına uygulanmak üzere, 15 Şubat 1972 öncesinde gerçekleştirilen ses kayıtları sahiplerinin telif hakkı ihlallerine ilişkin haiz olduğu hukuki başvuru yollarını genişleterek kısmi olarak federal telif hakları sistemini getirmiştir. 1972 öncesine ait ses kayıtlarının izinsiz kullanımı için getirilen federal hukuki başvuru yolları, söz konusu kaydın ilk yayımından itibaren 95 yıl süre ile geçerli olacak olup bu süre söz konusu yılın Aralık ayının 31’inde ek sürelere bağlı olarak sona erer.

 

“Ses kayıtlarının ilk ne zaman kayıt altına alındığına bağlı olmak kaydıyla, aşağıdaki süreler, 1972 öncesine ait ses kayıtları için çeşitli ek korumalar sağlamaktadır.

  • İlk defa 1923 yılından önce yayınlanan kayıtlara ilişkin olmak üzere, ek süre 31 Aralık 2021 tarihinde son bulmaktadır.
  • İlk defa 1923-1946 yılları arasında yayınlanan kayıtlara ilişkin olmak üzere, ek süre, 95 yıllık genel dönemden itibaren ilaveten 5 yıldır.
  • İlk defa 1947-1956 yılları arasında yayınlanan kayıtlara ilişkin olmak üzere, ek süre, 95 yıllık genel dönemden itibaren ilaveten 15 yıldır.
  • Yukarıda belirtilenler dışında kalan ve ilk kaydı 15 Şubat 1972’den önce gerçekleştirilen kayıtlara ilişkin ise, ek geçiş süresi 15 Şubat 2067’de sona erecektir.”

 

Yapımcıların haklarına ilişkin düzenlemeler ile uydu ve internet radyolarından bedel almalarını kolaylaştırıyor. Hak sahipleri –ki, çoğunlukla kayıt şirketleri –Internet veya uydu radyo üzerinde yayınlanan kayıtlara halihazırda uygulanan ve bunlarla eşdeğer nitelikte bulunan yeni dijital performans hakkına sahip oluyorlar.

 

Yasanın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşmak mümkün.

Music Modernization Act: Tıklayın