Streaming uzun bir süredir küresel müzik dünyasının birinci sıradaki gelir sağlayıcısı haline gelmiş durumda. Majör yapım şirketlerinden müzik dünyasına ilk adımını atan gençlere kadar herkes bu dünyada bir yer kapmaya çalışıyor.
Ne var ki bu dünyada yer kapmak ve gelir elde etmek çok kolay değil. Milyonlarca şarkı arasından kendi sesini duyurmak hayli zor. Bu sesten geçinmeye yetecek gelir elde etmek ise daha da zor. Milyonlarca dinlenme sonrasında elde edilen gelirler bir hayli düşük seviyelerde kalıyor. Sadece tek tek aktörler için değil ülkeler için de aynı durumdan söz etmek mümkün.
Streaming platformlarının toplam gelirleri iki temel parametreye bağlı olarak belirleniyor: abone sayısı ve abonelik paket fiyatları. Streaming platformlarının ortaya çıktığı günden beri temel gelir arttırma stratejileri, bunlardan sadece birisini, abone sayısını çoğaltmak oldu. Bu nedenle farklı abonelik paketlerini geliştirmenin yanı sıra her ülkede farklı fiyat uygulamaya yöneldiler. Platformların toplam geliri artarken kullanıcı başına ortalama gelirleri düştü ve uzun bir dönem zarar ettiler. Daha vahimi ise müzik dinleyen milyonlarca insanın kafasında müziğin değerini düşürdüler.
Şimdilerde bu tek yönlü stratejiye paket fiyatlarını arttırma, yani toplam gelirleri iki çarpanı da büyüterek arttırma yaklaşımı benimsendi. Bunun platformlara geri dönüşü faaliyet karı sağlamak biçiminde olurken, artan hisse senedi fiyatları sahiplerinin rekor gelirler elde etmesini sağladı. Spotify’ın bu yıl faaliyet karı elde ettiğini gösteren açıklamaları sonrasında hisselerinin 470 dolar seviyelerine yükselmesi ve Martin Lorentzon, Daniel Ek ve diğer bazı hissedarların 550 milyon dolarlık hisse satışı yapmaları bunun göstergesi durumunda.
Hissedarların karları artış gösterse de müzik sektörünün diğer paydaşları durumdan memnun değil Hemen tüm ülkelerde abonelik fiyatlarının müziğin gerçek değerinin çok altında olduğu yönünde şikayetler doruk yapmış durumda. Abonelik paketlerinin fiyatları son derece düşük ve sektörün yeterli büyümesini sağlayacak düzeyde değil. Bundan en çok etkilenen ülkelerden birisi de Türkiye.
Abone sayısının arttırılması stratejisi ülkemizde başlangıçta olumlu sonuç verdi ve Türkiye, streaming abone sayısı artışlarında uzun bir süre ilk sıralarda yer aldı. Gerek abone sayısında gerek gelirde oransal olarak yüksek bir artış yaşansa da mutlak değer olarak ulaşılması gereken düzeyin altında kalındı. Bunun en önemli nedeni de ülke içi abone paketlerini fiyatlarının düşüklüğü oldu.
MÜYAP tarafından yapılan ve henüz yayınlanmamış bir çalışmaya göre Türkçe repertuar gelirlerinin çok önemli bir yüzdesi, ülke içiyle karşılaştırıldığında çok daha düşük bir abone sayısı olan Almanya’dan sağlanıyor. Bunun tek nedeni Almanya abonelik fiyatlarının Türkiye’den çok daha yüksek olması.
Ülkeler Arası Karşılaştırma
Tam bu noktada ülkeler arası abonelik fiyatlarını karşılaştırmakta yarar var. Kişi başı gelirleri Türkiye’ye yakın olan birkaç ülkeye bakalım.
Kişi Başı Gelir (Dolar) Spotify Premium Fiyat (Dolar)
Cezayir 4.306 4,99
Meksika 13.642 7,79
Romanya 18.413 5,24
Bulgaristan 17.000 5,53
TÜRKİYE 13.100 1,87
Bize benzer abonelik bedeli ödenen birkaç ülke arasında Hindistan 1,43 dolar, Sri Lanka 1,76 dolar ve Arjantin 1,51 dolar premium abone bedelleri ile yer alıyor. Sektör gelirlerinin önemli bir bölümünü sağlayan Almanya’nın rakamı ise 11,99 dolar.
Türkiye ekonomisinin büyüklüğü ve bir numaralı platform olan Spotify’ın hedef kitlesinin sosyo-ekonomik seviyesi bu kadar düşük bir ücretlendirmeyi gerektirmiyor.
Altımızda hangi ülkeler var?
Spotify’ın var olduğu 130’dan fazla ülke arasında ülkemiz fiyatının altında kalan ülke sayısı sadece 11 adet. Bangladeş, İzlanda, Hırvatistan ve Kuzey Makedonya gibi 1 doların altında kalan ülkeleri bir yana bırakırsak bu 11 ülke arasında sadece Arjantin 1,51 dolar ile bize yakın bir konumda. Türkiye ve Arjantin gibi iki ülkenin son 12 ülke içinde yer alması başlı başına şaşırtıcı bir durum.
Diğer Platformlar Ne Yapıyor?
Bir başka karşılaştırmayı ülkemizdeki diğer platformlarla, örneğin Netflix, Mubi, Digitürk, YouTube ile yapmakta yarar var. Bu platformların görsel ağırlıklı olması nedeniyle böyle bir karşılaştırmanın doğru olmayacağını söylemek mümkün ama Spotify’ın hedef kitlesiyle bu platformların hedef kitlelerinin aynı sosyo-ekonomik gruplarda olduğu düşünülünce, bu eleştiri çok da geçerli olmuyor.
Bu platformların 2024 yılı Türk lirası ve dolar fiyatlarına bakıldığında Spotify fiyatlarının çok düşük kaldığı görülüyor.
Türk Lirası Dolar Türk Lirası Dolar
Netflix (Özel) 299,99 9,35 Mubi 169 5,27
YouTube 79,99 2,49 Digitürk (Yıldız Dolu) 599 18,67
Spotify 59,99 1,87
Blu 99.99 3,12
- Karşılaştırmalarda dolar kuru 32,08 TL olarak alınmıştır.
Görüldüğü gibi Spotify ile en yakın fiyata sahip olan ve müzik sektörü bakımından önemli bir mecra olan YouTube dahi Spotify’dan % 30 seviyesinde daha pahalı.
Bu platformların son beş yıl içindeki zam oranları da hayli ilginç. 2021 yılı başlangıç olarak kabul edildiğinde platformların kaç kat zam yaptıkları aşağıdaki tablodan görülüyor.
| 2021 Yılına Göre Artış | |
|---|---|
| Netflix (Özel) | 5,455356 |
| Digitürk (Yıldız Dolu) | 3,010050 |
| Mubi | 6,502501 |
| YouTube | 4,708064 |
| Spotify | 3,33463 |
| Blu | 4,3663 |
Tablodan açıkça görüldüğü gibi Spotfiy’ın altında kalan tek platform Digitürk. Bunun da lig takvimiyle doğrudan alakası var. Ligler 2023-2024 olarak oynanıyor ve Digitürk zamlarını sezon bitimlerinde yapıyor. Dolayısıyla 2024-2025 sezonuna girerken yapılacak muhtemel zam ile Digitürk de Spotify’ın üzerine çıkacak.
Bu platformların abone sayıları hakkında net veriler olmasa bile basında yer alan bilgiler var. Flixpatrol verilerine göre ülkemiz pazarının önemli oyuncusu Blu, 1,6 milyon abone rakamına ulaşmış durumda. Bein (Digitürk) ise 1,2 milyon aboneye sahip.
Reklam Gelirleri ne Durumda ?
Müzik sektörünün hak ettiği gelir düzeyine ulaşamamasının bir diğer önemli nedeni ise reklam destekli kullanımlar. Spotify ve YouTube tarafından uygulanan reklam destekli ücretsiz abonelik modeli pazarın büyümesini engelleyici bir rol oynuyor. Bunun temel nedeni reklam gelirlerinin düşüklüğü ama bir başka etken de gözden kaçırılmamalı. Müzik üzerinden verilen reklamlar, özellikle Spotify söz konusu olduğu zaman, dinleyiciye rahatsızlık vermeyecek düzeyde az sayıda. Bu nedenle reklam destekli sunumlar aboneliğe geçmek için destek değil engelleyici oluyorlar. Bu durumdan küresel müzik dünyası tümüyle şikayetçi, muhtemelen platformların kendileri de. Bu nedenle reklam destekli abonelikler için daha düşük düzeyde olsa bile bir bedel ödenmesi, müziğin gerçek değerine ulaşabilmesi için zorunlu gözüküyor.
Bu Sürdürülebilir mi?
Açıkça ifade etmek gerekirse bu streaming fiyatlaması sürdürülebilir değil. Bir ülkenin müzik sektörünün, Almanya gibi başka bir ülkeden, iç pazarından daha fazla gelir elde etmesi hayli şaşırtıcı bir durum. Müzik pazarının gelişkin olduğu ihracatçı ülkelerde bile böyle bir tablo söz konusu değil.
Bu durum sektörün tüm oyuncularını olumsuz etkiliyor. Yapımcısından yorumcusuna, söz yazarından bestecisine kadar tüm paydaşlar daha az gelir elde ediyor. Sonuçta sektör paydaşları geliri arttırmak yerine küçük bir pastayı paylaşma kavgası veriyorlar.
Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısı abonelik fiyatlarını arttırmak bakımından önemli avantajlar sunuyor. Öncelikle 15-24 yaş aralığındaki nüfus 13 milyon seviyesinde ki bu bir çok ülkenin nüfusundan fazla bir sayı. İkinci olarak A ve B kategorilerinde yer alan kişiler nüfusun toplamda % 13 kadarını oluşturuyor. Bu da takriben 11 milyon kişi demek. Dijital eğlence uygulamalarına ve müzik kullanımına para ayırabilecek önemli bir rakam.
Bu yıla kadar zarar eden Spotify artık kara geçmiş durumda ve bu sonucun en önemli nedeni abonelik fiyatlarındaki artış. Türkiye müzik sektörü de müziğin bir an önce gerçek değerine ulaşmasını istiyor. Bu günkü gelir ve karlılık düzeyi sürdürülebilir, kaliteli bir üretimi sağlamaya yeterli değil. Bu durum yerli şirketlerin yabancı sermayenin kontrolüne geçmesi tehlikesini doğuruyor. Bu tehlikenin ayak sesleri şimdiden duyulmaya başlandı.
Bütün bu nedenlerle Spotify abonelik fiyatlarının uluslararası karşılaştırmalar ve ülke içi platform fiyatları gibi gerçekleri dikkate alan bir biçimde yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulması ve tüm dünyada reklam destekli abonelikler için de bir bedel alınması gerekiyor. Sektörün devamlılığı için bu kaçınılmaz.
Ahmet Asena
