Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve sosyolog Melike Demir tarafından yürütülen bu araştırma, Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin müzikle olan ilişkisine dair çok boyutlu bulgular sunmaktadır. 72 üniversiteden 469 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada, katılımcıların en çok tercih ettiği Türkçe müzik türleri arasında pop, rock ve rap; yabancı müzikte ise Batı popu, rock, klasik müzik, tekno ve caz öne çıkmaktadır. Bu tercihler, gençlerin hem yerel hem de küresel müzik kültürüne açık bir biçimde yöneldiğini göstermektedir. Bununla birlikte, veriler öğrencilerin müziğe olan yoğun ilgilerine rağmen, bu ilginin uygulamaya yansımadığını ortaya koymaktadır. Nitekim katılımcıların % 71,3’ü herhangi bir enstrüman çalmadığını, % 63,7’si ise herhangi bir müzik eğitimi almadığını belirtmiştir.
Araştırmanın yöntemi ve demografik bulgular
Toplam 32 sorudan oluşan araştırmaya, Türkiye genelinde 72 farklı üniversiteden 369 öğrenci katılım sağlamıştır. Katılımcıların önemli bir kısmı İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerdeki devlet ve vakıf üniversitelerinde eğitim görmektedir. Bunun yanı sıra İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Muş ve Rize gibi farklı coğrafi bölgelerden üniversite öğrencileri de araştırmaya dâhil edilmiştir. Öğrencilerin % 44,2’si metropolde yaşadığını belirtirken, % 38,8’i büyükşehirde ikamet ettiğini ifade etmiştir.
Cinsiyet dağılımı açısından değerlendirildiğinde, katılımcıların % 66,2’sini kadınlar, % 33,8’ini ise erkekler oluşturmaktadır. Yaş gruplarına bakıldığında, katılımcıların büyük çoğunluğunun 18–20 yaş aralığında (% 36,59) yer aldığı, bunu 21–23 yaş aralığındaki öğrencilerin (% 27,64) izlediği görülmektedir. Ayrıca 30 yaş ve üzeri katılımcılar % 18,98’lik oranla araştırmada dikkate değer bir yer tutarken, 24–26 yaş grubundaki öğrenciler % 10,57’lik bir kesimi temsil etmektedir.
Müzik Öğrencilerin Vazgeçilmezi: Her 10 Kişiden 9’u Her Gün Dinliyor!
Araştırma sonuçları, müziğin öğrencilerin günlük yaşamında vazgeçilmez bir yer edindiğini ortaya koyuyor. Katılımcılara yöneltilen “Gün içinde ne sıklıkla müzik dinlersiniz?” sorusuna verilen yanıtlar, müziğin artık sadece bir hobi değil, bir yaşam tarzı haline geldiğini gösterdi.
Verilere göre:
- Katılımcıların yalnızca % 1,4’ü hiç müzik dinlemediğini belirtti.
- % 22,5’i gününün büyük bir kısmını müzik dinleyerek geçirdiğini ifade etti.
- % 19,5’i günde ortalama 1 saat, % 20,9’u 2 saat, % 11,1’i ise 3 saat müzik dinlediğini söyledi.
- Hatta % 5,4’lük bir kesim günde 5 saatten fazla müzik dinliyor.
Müziğe Erişim Dijitalden: Cep Telefonu İlk Sırada
Gençlerin müziğe en çok ulaştığı mecra cep telefonları.
- % 40,9 kendi hazırladığı çalma listelerini kullanıyor.
- % 28,3 YouTube’u tercih ederken,
- % 17,7 ise Spotify gibi dijital platformlara yöneliyor.
Müzik Tercihini Ortam Değil, Duygu Belirliyor
Araştırma kapsamında elde edilen veriler, katılımcıların % 52,6’sının müzik dinlemek için özel bir ortam seçmediğini ortaya koydu. Yalnız bir ortamda kulaklıkla müzik dinlemeyi tercih edenler % 17,6’yı oluştururken, yalnız bir ortamda hoparlör ile müzik dinlemeyi tercih edenlerin sayısı % 13,6 olarak tespit edildi. Katılımcılar arasında kalabalık ortamda kulaklıkla müzik dinleyenler ise % 10,3’ü oluşturdu.
Öğrencilerin hangi duygu durumunda müziği tercih ettiklerine ilişkin veriler, büyük çoğunluğun (% 81,3) çeşitli ruh haline göre müzik dinlediğini ortaya koydu. Bunun dışında katılımcıların % 8,9’u müziği özellikle rahat olduğu zamanlarda tercih ederken, daha küçük bir grup da müziği mutlu, sinirli ya da sıkkın olduğu zamanlarda dinlediğini belirtti.
Müzik Gençlere Ders Çalışırken ve Uykuda Bile Eşlik Ediyor
Araştırma bulguları, katılımcıların % 66,4’ünün ders çalışırken veya farklı bir iş yaparken müzik dinlediğini öne sürerken, % 27,9’unun da müzik dinlemediğini ortaya koyuyor. Günün hangi zamanı müzik dinlendiğine ilişkin soruda ise katılımcıların % 57,5’i günün bütün vakti müzik dinlediğini belirtti. Daha çok akşam saatlerinde müzik dinlediğini belirtenlerin oranı % 16,5 iken daha çok sabah saatlerinde müzik dinleyenlerin oranının % 8,4 olduğu ortaya koyuldu.
Araştırmanın bir diğer bulgusu ise katılımcıların % 51,8’inin bazı geceler müzikle uyuduğu yönünde. Geceleri müzik olmadan uyuyanların oranı % 34,4 iken, müzik dinleyerek uyuya kalanların % 13,8 olduğu tespit edildi.
Müzik: Eğlenceden Öte, Duyguların Anahtarı
Araştırma bulguları üniversiteli gençler için müzik yalnızca bir arka plan sesi değil; duyguların dili, kimliğin aynası ve iç dünyayla kurulan en güçlü bağ olduğunu gözler önüne seriyor:
- Katılımcıların % 35,1’i, müziği “duygu yoğunluğu” ile özdeşleştiriyor.
- % 18,2’si müziği “bir yaşam tarzı” olarak tanımlarken,
- % 17,1’i için müzik bir “eğlence” aracı.
- % 12,5’lik bir kesim için müzik, “dinlenme ve gevşeme” anlamı taşıyor.
- % 8,4 ise müziği doğrudan “huzur” ile ilişkilendiriyor.
Daha az sayıda katılımcı ise müziği mutluluk, rahatlık ya da keyif duygularıyla açıklıyor.
Bu çeşitlilik, gençlerin müzikle yalnızca kulaklarıyla değil; kalpleri, düşünceleri ve kimlikleriyle bağ kurduğunu ortaya koyuyor. Müzik, onlar için sadece bir melodi değil, kendilerini anlama ve anlatma biçimi.
“Her Türden Müzik Dinlerim” Diyenlerin Oranı % 50’nin Üzerinde!
Araştırma sonuçları, gençlerin belirli türlere sıkışmadığını; hem Türkçe hem de yabancı müzikte geniş bir yelpazeyi benimsediğini gözler önüne seriyor. Katılımcıların % 17,1’i pop dinlemeyi tercih ederken, rock müziğini tercih edenlerin oranı % 10 olarak belirlendi. Rap (% 4,6), Türk sanat müziği (% 4,1) ve Türk halk müziği (% 3) gibi türler ise daha düşük oranda temsil edildi. Türkçe müzik dinlemediğini belirtenlerin oranı da (% 3) oldukça düşük düzeyde kaldı. Yabancı müzik tercihlerinde ise Batı pop müziği % 36,9 ile ilk sırada yer aldı. Bunu Batı rock müziği (% 10,8) ve Batı klasik müziği (% 8,7) takip etti. Jazz ve tekno müzik türleri sınırlı dinleyici kitlesine sahipken, Batı müziği dinlemediğini belirtenlerin oranı % 20,6 ile dikkat çekti. Veriler üniversite gençlerinin hem Türkçe hem yabancı müzikte çeşitliliğe açık olduğunu, fakat bireysel beğeni farklarıyla bazı türlerin öne çıktığını ortaya koymuştur.
Gençlerin Kulaklarında Kim Var? Pop’tan Efsanelere, Global Yıldızlara Uzanan Bir Liste
Üniversite gençliğinin favori sanatçıları, müzik zevklerindeki hem nostaljik bağlılığı hem de modern trendlere açıklığı gözler önüne seriyor. Yapılan araştırma, Türkiye’nin ve dünyanın müzik sahnesinden hem efsaneleşmiş hem de güncel isimlerin gençlerin kalbinde yer ettiğini ortaya koyuyor.
Gençler arasında en çok sevilen Türk sanatçılar arasında Sezen Aksu, Cem Karaca, Barış Manço, Teoman, Mabel Matiz gibi isimler öne çıkarken; yabancı sanatçılarda ise Adele, Lana Del Rey, Rihanna, The Weeknd gibi isimlerin tercih edildiği görüldü. Katılımcıların % 44,7’si hayranı olduğu sanatçıları sosyal medyada takip ettiğini belirtirken, % 41,7’si takip etmediğini öne sürdü. Katılımcıların % 12,2’si ise takip ettiği herhangi bir sanatçının olmadığını belirtti.
Enstrümanla Temas Yok Denecek Kadar Az
Üniversiteli gençlerin müziğe olan ilgisi yüksek olsa da aktif katılım konusunda tablo çok farklı. Nitekim araştırma bulguları gençlerin müziği yoğun şekilde tükettiğini ancak üretim sürecine sınırlı düzeyde katıldığını ortaya koyuyor
Katılımcıların tam % 80,2’si herhangi bir enstrüman çalmadığını belirtti. Bu oran, müziğin gençler için ne kadar duygusal ve dinlemeye dayalı bir alan olduğunu; ancak yaratıcılık yönüyle yeterince desteklenmediğini gösteriyor.
Araştırmada elde edilen bulgular, katılımcıların büyük kısmının (% 71,3) herhangi bir enstrüman çalmadığı yönünde bilgi verdi. Araştırma, katılımcılar arasında enstrüman kullananların ise gitar (% 7,6), piyano (% 4,1) ve saz (% 1,1) gibi enstrümanlara yöneldiğini gösteriyor. Bu veriler, üniversite öğrencilerinin müzikle olan ilişkilerinin çok daha pasif olduğunu göstermektedir.
Katılımcılar arasında daha önce hiçbir enstrüman eğitimi almayanlar % 63,7 ile daha yaygınken, daha önce müzik okulunda/kursunda eğitim alanlar % 14,1, özel ders alanlar ise % 10 olarak tespit edildi. % 7,3’lük bir kısım ise kendi emekleriyle enstrüman çalmayı öğrendiğini belirtti.
Gençler Arkadaşlarıyla Müziğe Yakın, Aileleriyle Uzak
Araştırma bulguları gençlerin müzikle olan sosyal ilişkilerinde dikkat çekici bir tabloyu ortaya koyuyor. Veriler, üniversite öğrencilerinin müziği daha çok arkadaş çevresiyle paylaşırken, aile ortamında bu etkileşimin oldukça sınırlı kaldığını gösteriyor.
Katılımcıların % 34,4’ü arkadaşlarıyla yılda birkaç kez müzik etkinliklerine katıldığını belirtirken, bu etkinliklere sık sık gidenlerin oranı % 17,3’te kaldı. Buna karşılık, ailesiyle birlikte yılda birkaç kez etkinliğe gidenlerin oranı % 8,4, sık gidenlerin oranı ise yalnızca % 1,9 gibi oldukça düşük bir seviyede.
Dahası, öğrencilerin % 32,2’i hiçbir müzik etkinliğine katılmadığını ifade etti. Bu durum, müziğin sosyal bir paylaşım unsuru olmasına rağmen, önemli bir kesimin bu alanın dışında kaldığını gösteriyor.
“Ailenizle birlikte söylediğiniz bir şarkı var mı?” sorusuna sadece % 38,9’u “evet” yanıtını verirken, tam % 59’u aile içinde böyle bir müzik paylaşımının hiç yaşanmadığını söyledi. Ancak ilginç olan, bu paylaşımı yaşamayanların neredeyse dörtte biri (% 22), ailece şarkı söylemenin “güzel ve denemeye değer” olduğunu düşünüyor. Bu veriler, aile içi müzik deneyimlerinin sınırlı olduğunu ancak gençlerin bu bağı kurmaya istekli olduğunu ortaya koyuyor.
Müziğin Coğrafyası: Gençler Türk Dünyası Ezgilerine Kapı Aralıyor
Araştırma bulguları, gençlerin sadece Batı’ya değil, Türk Dünyası’nın zengin melodilerine de kulak verdiğini ortaya koyuyor. Öğrencilerin % 44,7’si Türk Cumhuriyetlerine ait müzikleri dinlediğini belirtirken, % 34,1’lik bir kesim bu müziklerle önceden karşılaştığını fakat bunun farkında olmadığını ifade ediyor. Bu durum, coğrafi ve kültürel yakınlığın müzik yoluyla daha fazla görünür hale geldiğini gösteriyor.
“Türk Cumhuriyetlerinden en çok hangi ülkenin sanatçılarını dinliyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde, Azerbaycanlı sanatçıların diğer ülkelere kıyasla daha fazla ilgi gördüğü anlaşılmaktadır. Katılımcıların % 36’sı Azerbaycan kökenli sanatçıları dinlediklerini belirtmiştir. Diğer yandan, Kazakistan (% 5,1), Özbekistan (% 2,2) ve Kırgızistan (% 1,6) kökenli sanatçılar daha sınırlı bir dinleyici kitlesine ulaşabilmektedir.
Gençlerin Türk Dünyası’ndan en çok dinledikleri sanatçılar arasında Azerbaycan’ın ünlü ses sanatçıları Raşid Behbudov ve Şevket Alekberova ile Kazakistan’dan güçlü sesiyle dünya çapında ün kazanan Dimash Kudaibergen öne çıkıyor.
Bu veriler, üniversite gençliğinin Türk Dünyası müziğine olan ilgisinin artabileceğini ve bu alandaki kültürel bağların, müzik yoluyla daha da derinleşebileceğini gösteriyor. Henüz potansiyelinin tam anlamıyla açığa çıkmadığı bu alan, genç kuşağın keşfine açık bir müzik atlası sunuyor.
Türk Toplumunun Müzik Kültürüne Dair Algı: Gündelik İlgi Var, Kültürel Derinlik Tartışmalı
Araştırma kapsamında katılımcılara yöneltilen “Sizce Türk toplumunun müzik kültürü ne düzeyde?” sorusu, gençlerin bu alandaki öznel değerlendirmelerine ışık tutmuştur. Elde edilen verilere göre, katılımcıların % 60,7’si müzik kültürünün orta seviyede olduğunu ifade ederken; bu bulgu, müziğin gündelik yaşamda yaygın biçimde tüketildiğini ancak kültürel derinlik ve bilgi birikimi açısından sınırlı kaldığını göstermektedir. Toplumun müzik kültürünü yüksek düzeyde bulanların oranı % 20,9 iken, bu oran Türkiye’de müzikle ilgili olumlu bir genel algının hâlen varlığını sürdürdüğüne işaret etmektedir. Buna karşın, her altı kişiden birinin (% 15,7) Türk toplumunun müzik kültürünü düşük olarak değerlendirmesi, özellikle geleneksel müzik birikimi ile çağdaş müzik üretimi arasında yaşanan süreksizlik ve kopukluklara dair önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
Genel değerlendirme
Araştırma bulguları, üniversite gençliğinin müzikle kurduğu ilişkinin çok katmanlı ve dinamik olduğunu göstermektedir. Gençler, müzik tercihlerini bireysel duygu durumları ve sosyal bağlamlara göre çeşitlendirerek, müziği kimlik oluşumunda önemli bir kültürel alan olarak benimsemektedir. Dijitalleşme ile birlikte, gençler müzikle sadece dinleyici olarak değil, sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla aktif etkileşimde bulunan katılımcılar haline gelmiştir. Ancak, müzik üretimi ve enstrüman çalma oranlarının düşük olması, gençlerin daha çok tüketici konumunda kaldığını ortaya koymaktadır.
Bu doğrultuda, ilkokuldan itibaren eğitim kurumlarının ve yerel yönetimlerin gençlerin yaratıcı katılımını teşvik edecek stratejiler geliştirmesi önem arz etmektedir. Müzik eğitiminin tüm toplumsal kesimlerin erişimine açık olacak şekilde yaygınlaştırılması ve ailelerin bu sürece etkin biçimde katılımının sağlanması, gençlerin müzikle daha derinlikli ve üretken bir ilişki kurmalarını destekleyecek başlıca stratejik adımlar arasında yer almaktadır. Bu tür bütüncül bir yaklaşım, gençlerin müzikle olan ilişkisini derinleştirerek onları daha üretken ve paylaşımcı bireyler olarak destekleyecektir.
Öte yandan, sanat ve müzik kültürünün gelişmiş olduğu bireylerin, duygusal ifadelerini sağlıklı yollarla ortaya koyabilmeleri sayesinde daha yaratıcı ve üretken oldukları vurgulanmalıdır. Bu bireyler, ruh sağlığını destekleyen bu tür kültürel faaliyetler aracılığıyla stres ve öfke gibi olumsuz duygularla daha etkin biçimde başa çıkabilmekte; bu da şiddet gibi riskli davranışlardan uzak durmalarına katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla, sanat ve müzik kültürü yalnızca bireysel gelişimi desteklemekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal uyumun ve barışın inşasında da önemli bir rol üstlenmektedir.
